SEARCH

Küba Tarihi Küba Devrimi

Küba Tarihi Küba Devrimi

Fidel Batista’nın tutuklusuyken nasıl milli bir kahraman olmuştu?

Neden Ernesto Che Guevara Arjantinli bir doktor fanatik bir gerilla savaşçısına dönüşmüştü?

Ve radyo Küba’nın devriminde nasıl önemli bir silah olmuştu?

Küba tarihinin sırasıyla okumak için;

Küba Tarihi – Kölelik

Küba Tarihi – Küba Ekonomisinde Canlanma

Küba Tarihi – Amerika’nın Oyun Bahçesi

Küba Tarihi – Küba Devrimi

500 yılın üzerinde bir süre sefalet ve zulüm Kübayı mahvetmişti. Ama Kübalılar asla özgürlük hayallerinden vaz geçmediler. 1953’de Küba’nın başında genel kurmay başkanı Batista vardı. Askeri bir darbeyle yönetimi ele geçirmişti. Batista’nın hükümetine karşı çıkan herkes acımasızca susturuldu..

Küba Karayipler’deki en büyük ada. Bolivya, Arjantin, Kolombiya ve Güney Amerika’nın diğer yerlerinde olduğu gibi burada da 1953 senesi ciddi politik kargaşaya sahne oluyordu.

16 ekim 1953’de Fidel Kastro yargılandı. Avukat olduğu için kendi savunma vekilliğini üstlendi. Fidel şimdiye kadar verilmiş en ünlü konuşmalardan biri ile kendisini coşkuyla savundu. Tarihin onu bağışlayacağını iddia etti.

Mahkeme Fidel Kastro’yu 15 yıl hapse yolladı. Kardeşi aul ve diğer isyancılara da 10  ile 13 yıl arası hapis cezası verilmişti. Fidel Kastro’nun kayınpederi Rafael Josee Diaz-Balart Batista’nın hükümetinde bir bakandı. Düşmanları ve rakipleri Fidel’in sadece bu yüzden idam cezasından kurtulduğunu ileri sürdü.

Küba’nın sokaklarında Batista’nn adamları isyan ve ayaklanma belirtilerini ezip geçmeye devam ediyorlardı. Diğer yandan hapis Kastro kardeşler ve isyancılar için nispeten daha konforluydu.

18 ay sonra başkan Batista moncada kışlasına saldıran kadın ve erkeklere genel af çıkardığını açıkladı. Bir kaç askeri öldürmüş olmalarına rağmen. Fidel ve küçük kardeşi Raul tekrar özgürlerdi.

Fidel serbest bırakılmasını büyük bir zafer olarak kutladı. Kardeşi ve yoldaşlarıyla beraber Küba’dan Meksika’ya gideceğini ve oradan yeni bir devrim başlatacağını söyledi.

16 Temmuz 1955’de Moncada saldırılarının 2. yıldönümünde Kastrolar isyan gruplarına yeni bir isim verdiler 26 Temmuz harekatı.

Hapisten çıktıklarında beyan ettikleri gibi Kastro kardeşler gruplarının diğer üyeleriyle Küba’yı terk ettiler. Meksika’ya gidip talim yapıp yeniden toparlanıp devrimin öncüleri olmayı planladılar.

Meksika 40 yıl önce bir devrim sonucu özgürlüğüne kavuşmuştu. Kübalılar da onların izinden gitmek istiyorlardı. Sürgüne yollanılmış bir kaç Kübalı da Fidel’in 26 Temmuz harekatına katıldı. Onlar da Batista’yı zorba bir diktatör olarak görüyorlardı. Meksika’da Kastolar ayrıca Arjantinli bir doktorla tanıştılar. Ernesto “che” Guevara ki o daha sonra devrimci solun ikonlarından birisi oldu.

1955’in yazında grup Meksika’da örgütlendi. Fidel şüphesiz onların lideriydi.  Che hala ön planda değildi. Diğer Kübalılara bu yabancıyı kabullendirmek biraz süre alacaktı.

Che Kastrolar ile tanıştığında 27 yaşındaydı. Tıp fakültesini yeni bitirmiş. Güney Amerika’yı motosikletiyle dolaşmıştı. Şimdi özellikle ezilmiş ve sosyal imkanlardan mahrum tarım işçilerinin hakları için bu savaşa dahil olmak istiyordu. Che grubun teorisyeni oldu.

Fidel, tüm asilerin birleşip amaçlarını destekleyeceklerinden emindi. Ama Che ve Raul’un aksine komünist bir devrime inanmıyordu.

Meksikalı yetkililer ülkelerinde silahlı aktivist görmek istemiyorlardı. Ve derhal onları tutukladılar. Kastro kardeşler ve Che bir kez daha hapse girmişlerdi.

Adamları Meksika’nın iç bölgelerinde talim olurken Fidel sempatizan Kübalı sürgünlerden para bağışı toplamak için ABD’e uçtu.

1956’de Fidel Kastro topladığı parayı kullanarak Küba’ya dönüş yolunda kullanacağı bir tekne satın aldı. Sempatizan bir silah tüccarından 18 metrelik yolcu teknesi Granma’yı satın aldı. Kübalı isyancılar bu tekne gibi granma olarak tanıdılar. Günümüzde devrimin en meşhur anıtlarından biri olarak bir müzede sergileniyor.

1955’te Batista’nın yaklaşık 35 bin kişilik silahlı bir kuvveti vardı. Ordusu ve hava kuvvetleri Küba’nın yakın müttefiği ABD sayesinde gereken ikmale ve cephaneye sahipti. Küba ile ABD arasındaki ilişki daha da yoluna giriyordu. Ama bu avantajları Fidel’in gözünü korkutmuyordu. 25 Kasım 1956’da adamlarıyla beraber Küba’ya yelken açtı. Yıllar sonra Kübalı tarih severler bu deniz seferini tekrar yaşadılar. Gemideki 82 adam ayrıca erzak ve cephaneyle Granma tehlikeli bir şekilde aşırı yük taşıyordu.

Yolculuk tahminlerinden 2 gün fazla sürdü. Aşırı yüklenmiş tekne açık denizlerde çok zarar gördü. 4 gün boyunca şiddetli fırtına ile karşılaştılar. 7 günlük yolculuktan sonra 2 Aralık 1959’da Granma güneydoğu Küba’daki bir koya vardı. Las Colaradas sahili. Günümüzde bütün bu bölge milli bir park ve adı Granma vilayeti.

Granma ekibi, yoldaşları yerine Batista’nın ordusuyla yüz yüze gelmişti.  3 yıl önceki Moncada kışlası saldırısında olduğu gibi Fidel’in adamları orduyla başa çıkamadı ve tekrar felaketle yüzleşti.

Sahile yakınlıkları ve siper azlığı yüzünden Batista’nın hava kuvvetleri asileri rahatça avlayabildi.

Granma’nın Las Coloradas’a varışından sonra çoğu Asi Alegria de Pjo’da gerçekleşen savaş esnasında öldürülmüştü. Hayatta kalanlar Sierra Maestra sıradağlarının vahşi doğasına Küba’nın en yüksek tepesi olan Pico Turquino’ya doğru kaçtılar. Granma’nın 82 yolcusunun 50’den fazlası öldürülmüştür. Batista’nın silahlı kuvvetleri ilk başta asilerden kimlerin öldüğünü bilmiyordu. Fidel’in Küba’yı ele geçirme planları bir kez daha başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

24 şubat 1957’de The New York Times’daki bir manşet makalesi; Fidel Kastro’nun kurtulduğunu açıkladı. Havana’daki bağlantılarıyla New York Times muhabiri Herbert Matthews ‘u gizlice  yanına getirebilmişti.

Matthews’un The New York Times makaleleri 26 Temmuz harekatına destek verdi. Ve Fidel’i adeta efsanevi karakter olarak yansıttı. Söylenene göre Fidel 18 askerini ormanın çevresinde döndürüp durmuş Matthews’u daha büyük bir ordusu olduğuna inandırmak için.

Kendisini Küba’nın kurtarıcısı olarak göstermeye devam etmek için Fidel bir asır önce İspanyol sömürge yönetimine karşı  Küba’daki savaşı başlatan milli kahraman Jose Marti’yi örnek  aldı.

Amerika’nın emir kulu Batista’nın hala Washington’daki hükümet ile arası çok iyiydi. Küba’nın dağlarında saklanan bir grup isyancı hiç kimseyi endişelendirmiyordu.

Amerikalılar Batista’yı desteklemeye devam ettiler. Küba’nın zengin sınıflarını, turizmini ve ihracatlarını etkin bir şekilde kontrol ediyorlardı. Sovyetler Birliği de Latin Amerikan ve anti-amerikan propoganlar yapmaya başlamıştı.

Önceden de olduğu gibi Fidel’in en büyük başarıları savaş meydanında değil propagandalarında öne çıkıyordu.

Fidel konuşmasından “ bize karşı olan güçler gibi özgürlüğü karşı değiliz. Sierra Maestra’nın tüm halkı bizi destekliyor. Devriminin kıvılcımını yaktık. Soğuğa, yağmura ve dağ hayatının zorluklarına seve seve göğüs geriyoruz. Bu daha sadece işin başlangıcı. Son savaş başkentte gerçekleşecek bundan emin olabilirsiniz”.

29 Şubat 1958 ‘de Havada uluslararası bir grand prix araba yarışı düzenlendi. Dünyanın 4 bir yanından gelen seyirci ve gazetelerin önünde en favori yarışçı Arjantinli süper yıldız Juan Manuel Fangio yarıştan önce ortalıktan kayboldu.  Polisin aklı karışmıştı ve basın bayram etmişti. Fidel sempatizanları Fangio’yu kaçırmıştı. Onu ertesi gün serbest bıraktılar. Fangio kendisine çok iyi davranıldığını ve Fidel’in amacını desteklediğini röportajında belirtti.

Fidel farklı muhalif gruplar arasında bir medya yıldızına dönüştü. Ama Sierra Maestra’nın dışındaki hiç kimse ordusunun küçüklüğünden haberdar değildi.

Camilo Cienfuegos, Kastro’nun harekatına Meksika’da katılan Kübalı sürgünlerden birisiydi. Sürgün edilmeden önce bir protesto sırasında Batista’nın polis kuvvetleri tarafından vurulmuştu. Sierra Maestra’daki çatışmalar sürecinde grubun temel askeri liderlerinden birisi olmuştu. Fidel’in harekatı sayısını ve gücünü geliştirirken orduyla sık sık çatışmaları oluyordu.

Bitmeyen gerilla savaşları ve bu savaşı çoktan kaybettikleri duygusu Batista’nın askerlerinin gücünü tüketti. Sayıları her ne kadar Fidel’in harekatından daha çok olsa bile Batista’nın kuvvetleri hiçbir zaman Fidel’in Pico Turquino’daki karargahına saldırmadı ve Fidel’in grubunun üstünlüğünü kanıtladı.

Batista’nın 35.000 e yakın askeri vardı. Polis ve gizli servisin dışında. Ancak isyancılar gazeteler gururlu pozlar veriyorlardı. Nihai zaferlerinden emin bir şekilde. Batista’nın ordusu Fidel’in isyancı grubunu yok etmeye değil zapt etmeye bile başaramıyorlardı.

Batista’nın askerleri 33 peso asiler ise idealleri uğruna savaşıyorlardı. İdealleri için savaşan tek bir adam 33 pesoya çalışan 20 adama eşittir.

Che Guavera adaya yaralıları iyileştirecek bir doktor olarak gelmişti. 1928’de Rosario Arjantinde doğdu. 1958’de ön cephede savaşıyordu. Daha da önemlisi Radio Rebelde adlı korsan bir radyo kanalı açtı. Ve bu da devrimin esas sesi oldu.

Che’nin Radio Rebelde’si sayesinde daha çok Kübalı Fidel ve harekatının başarıları hakkında bilgi sahibi olmaya başladı. Yüzlerce kişi gruba katıldı. Ve 1958’in yazında Fidel hücuma geçme gücüne sahip olduğunu hissetti.

Basın kampanyaları da ABD’yi hedef alıyordu. Kübalı Robin Hood’a yardım etmek herkesin ilgisini çekmişti. Fidel hücum emrini verdi. Sayıları bir kaç yüzü bulan grubu ikiye ayrıldı. Bir yarısı doğuya diğer yarısı batıya doğru ilerledi. Fidel ve Raul Pico Turquino’dan iki birimle ayrılıp Santiago’ya gittiler. Che ve Camilo Cienfuegos komutanlığındaki iki diğer grup da  kuzeydeki Havana’ya doğru ilerlediler. Küba ordusu tüm kuvvetlerini Fidel’in radyoda anons ettiği bu saldırıya karşı çıkmak için seferber olmuşlardı.

Temmuz 1958’de 8 gün süren silahlı bir çatışma oldu. Bir kere daha Fidel’in adamları yenilmek üzereydi ve geri çekilmeliydiler. Ama radyoda savaşı kazandıklarının duyurusunu yaptılar.

Fidel’in isyancıları yine Batista’nın ordusundan kaçmıştı. Ama radyo kanalları muhteşem bir zafer olduğunu söylüyordu. Bu haber Radio Rebelde’de aralıksız tekrarlandı. Ordu Fidel’i öldürüp durduramadığı için Küba halkı ona inanmaya başlamıştı. Fidel’in ordusunun diğer yarısı daha başarılı oldu. Che’nin liderliğinde isyancılar Santa Clara’ya silah taşıyan zırhlı bir treni ele geçirdiler. İsyancıların en büyük askeri zaferi buydu. Ve bozguna uğramışların çoğu Che’nin birliğine katıldılar. Bu esnada doğu Küba’da Fidel ve Raul kalan askerleri Santiago’ya ilerlettiler.

Ve sonra ABD bir kez daha Küba’nın politikasına müdahale etti. Batista kontrolü ele geçiremediği için ABD büyükelçisi istifa edip yerine bir başkasının getirilmesini istedi.

Batista’nın devri sona ermişti. Diktatöre 300 milyon dolar nakit para ve yakın müttefikleriyle birlikte kaçmıştı. Ancak ABD onun yerine geçecek birini tayin edememişti. 1 Ocak 1959’da Fidel ve isyancıları herhangi bir direniş olmadan Santiago’yu ele geçirdiler. Bu arada Che ve Camilo’un birimleri başkente doğru ilerliyorlardı.

Küba devleti parçalanıyordu. Ama hala Havana’da 15.000 asker ve yüksek sayıda polis kuvvetleri vardı. Çoğu kişi Küba’nın generallerinden veya üst rütbeli bir polisten bir darbe girişimi bekliyordu.

Hem Santiago’da hem de Havana’da ordu ve polis galip isyancılara karşı hiçbir şekilde direnmediler. Fidel’in harekatı diğer muhalif güçlerle birlikte zaferlerini coşkuyla kutladılar. Fidel 26 Temmuz harekatı ile kendisini Küba’nın kurtarıcısı ilan etti ve hükümeti ele geçirdi.

Fidel Havana’ya ulaştığında uluslararası basınla karşılaştı. Adamlarının uyguladığı idamlar ve infazlar hakkındaki soruları cevapladı.

Verdiği demeçlerden biri “ savaşta olan şeyleri bilmenizi istiyorum. Bizimki gibi düşmanına bu kadar saygılı davranmış bir orduyu dünya tarihinde bulamazsınız.”

Devrim yapılmasına yapılmıştı ama onun gerçek kavgası asıl ABD ile başlayacaktı.

Böylece Küba’da başka bir devrim daha gerçekleşmişti. Ocak 1959’da olan bu devrim şimdilik en sonuncusuydu ve hala Küba’nın tarihçesinde en bilinenidir.

Summary
Article Name
KÜBA DEVRİMİ
Description
Küba Devrimi : Küba tarihinin en önemli olayı Küba'nın Küba olmasına sebep olan Küba Devrimi

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın