SEARCH

Küba Tarihi Başbakan Fidel Kastro

Küba Tarihi Başbakan Fidel Kastro

Küba, tarihsel süreci boyunca bir çok kahramanın yükselişine ve düşüşüne tanıklık etti. Ve bu süreçte zulüm de çekti tabi.

1952’de Fulgencio Batista Küba’nın eski silahlı kuvvetlet başkanı bir darbe ile yönetimi ele geçirdi. Başkanlık sarayından 7 yıl boyunca Küba’yı yönetti. Hükümeti 1959’da yılbaşı gününün sabahı sona erdi. Fidel Kastro’nın liderliğindeki yeni devrim adada sesini duyururken Batista Küba’dan kaçtı.

Küçük bir gerilla grubu nasıl oldu da devrim yapmayı başardı?

Küba’nın ABD ile olan yakın ilişkisini ne bozmuştu?

Ve toprak sahibi zengin babanın oğlu olan Fidel Kastro nasıl bir komünist devlet adamı oldu?

Fidel Kastro, Kübalıların özgürlük ve refah içinde yaşama hayalleri kurabilecekleri bir devrimin vektörü olmuştu.

Fidel Kastro, Batista’ya karşı başkaldırarak isyan etmişti. 1933’te Batista da Küba’yı başka bir diktatörün elinden kurtarmıştı. Ama 1952’de darbe ile yönetimi ele geçirdiğinden beri Küba’yı bir polis devletine dönüştürmüştü. ABD onu desteklemişti.

Fidel Kastro’nun devrimi Sierra Maestra dağlarında başlamıştı. 100’den az adamı vardı. Onları umutsuz bir savaşa yollamak yerine Kastro coşkulu bir propaganda kampanyası sürdürdü. Amacı Kübalıları, devrimin mantıklı olduğuna ikna ettirmekti. Aralık 1958’de Kastro ve isyancılarının yarısı Santiago’ya ilerlediler. Ernesto Che Guevara ve isyancı ordu komutanı Camilo Cienfiegos liderliğindeki diğer yarısı da Havana’ya doğru ilerlediler.

Camilo Cienfiegos : 1932 yılında Havana, Küba’da doğdu. Kendisi Havana’nın kurtarıcısı olarak kabul ediliyor. Günümüzde, Camilo Cienfiegos’un kelimeleri Havana’daki Plaza de la Recoluciton’da yazılıdır.

Camilo Cienfiegos’un isyancıları 2 Ocak 1959’da Havana’ya vardılar. Batista ve yakın çevresi hatta mafya lideri Meyer Lansky bile Küba’dan kaçmıştı.

Başkent Havana’daki askerler direnmeden teslim olmuşlardı. Bu sürede Fidel Kastro ve birlikleri de Santiago’ya girmişlerdi. Kastro’nun, Santiago çıkartmasındaki baş kumandanı Huber Matos’du. Kendisi gerilla savaşçılarına silah temin ederek, Fidel’in devriminin önemli bir parçası olmuştu. Fidel yeni başkenti Santiago olarak ilan etmişti.

Artık Küba’nın başkenti olmayan Havana, Kastro’nun ordu komutanı Camilo Cienfiegos’un kontrolü altındaydı. Kastro adanın diğer ucundan 3 Ocak 1959’da Havana’ya doğru yola çıktı. Ve 8 Ocak’ta Havana’ya varmasıyla şehri tekrar Küba’nın başkenti ilan etti. Havana’ya vardığı gün Kastro 400.000 kişinin önünde bir zafer konuşması gerçekleştirdi.

Fidel Kastro başkanlığı sırasında Batista’nın muhalifi olan herkesi birleştirmeyi başarmıştı. Fidel Küba’yı ele geçirdiğinde resmi bir makama sahip değildi. Kendisini devlet başkanı ilan etmek yerine saygın Kübalı entelektüellerden ve filozoflardan oluşan bir hükümet kurdu. Ama sonrasında her bakanı yavaş yavaş görevinden alıp bunların yerine kendi adamlarını koydu. Bunlardan en önemli iki kişi kardeşi Raul ve Enesto Che Guevara’ydı.

Camilo Cienfiegos da dahil çoğu devrimci Küba’nın komünist olmasını istemiyordu.

7 Ocak 1959’da ABD Kastro’nun devrimci koalisyonunu Küba’nın resmi hükümeti olarak tanıdı. Fidel’in gelmesiyle kaçmayan Kübalı zenginler sınıfı bile Fidel’i ve hükümetini destekliyorlardı. Bunlardan biri de Bacardi ailesidir.

Küba’yı düzeltmek öyle kolay olmayacaktı. Çözülmemiş bir sürü anlaşmazlıklar mevcuttu. Batista yönetiminin polisleri tutuklandı. Bu tutuklanmalar ve yargılama için Fidel devrimci mahkemeler hazırladı. Pek çok kişi idam edildi. Sonrasında devrimci duruşmaları kamu önünde Havana’nın en büyük stadyumunda yapılmaya başlandı. Sadece Batista yanlıları değil ihbar edilenlerde yargılanıyordu. Bu durumda Kastro’ya yakın olanlar bile korkar olmuştu.

16 Şubat 1959’da Fidel Kastro kendisini Küba’nın başbakanı ilan etti. Devrimi esnasında Küba’nın geleceği için ne düşündüğünü kasten belirtmemişti. Ama yönetim tamamen eline geçince Kastro geniş bir reform programı başlattı. İlk reformlarından biri Küba’daki çoğu Amerikan şirketlerini kamulaştırmak oldu. Kamulaştırılan mülklerin çoğu Kübalı çiftçiler arasında dağıtıldı. Bir gün içinde Amerikan şirketleri yaklaşık 500.000 dönümlük toprak kaybetmişti. Diğer bir reformu ise Küba’nın kentsel fakirlerine yardım erme amaçlıydı. Tüm kiraların fiyatını düşürmüştü. Getirilen bu reformlar yeni bir anlaşmazlığın belirtisiydi. ABD hükümeti kamulaştırmayı protesto etti. ABD’nin protestoları yetmeyince ABD yaptırımlar uygulamakla tehdit etti.

Küba’da herkes Kastro’nun izini takip etmek istemiyordu. Kamulaştırmalar sonucu bir çok insan gelirini kaybetmişti. Kastro başa geçtikten sonra sadece birkaç yüz Kübalı adadan kaçmışken reformlardan sonra yüzler binleri bulur olmuştu.

ABD ile olan gerginliği yatıştırmak için Fidel Kastro Nisan 1959’da Washington DC’yi ziyaret etti. Kastro’nun amacı meşruiyetti. ABD’nin onu, Küba’nın hükümet başkanı olarak tanımasını istiyordu. Ama ABD başkanı Dwight Eisenhower Fidel’e güven duymuyordu.

Küba’nın komünizmle olan ilişkileri sadece ABD hükümetini endişelendirmiyordu. Devrimi sırasında, Fidel Kastro bilerek belirsiz kalmıştı, yönetimi esnasında Batista diktatörlüğü muhaliflerini birleştirmek için. Ama Fidel Kastro’nun kardeşi Raul’un ve ekonomi bakanı Ernesto Che Guevara’nın sunduğu reformlar bir sürü Kübalıyı soğutmuştu.

Camilo Cienfiegos devrim ordusunun komutanı olmuştu ve bu yüzden Savunma Bakanı Raul Kastro’nun emri altındaydı. Ama yine de şiddetle Raul’a ve Küba hükümetinin sola kayışına karşı çıkıyordu. Aslında Camilo halkın gözünde Fidel’den daha önemliydi. Halkın Havana’nın kurtarıcısı olarak tanıdığı Camilo ve Fidel’in Santiago’yu ele geçirmesine yardım eden dostu Huber Matos Fidel’in politikasını sevmediklerini dile getirmişlerdi. Huber Matos bundan sebep Fidel’e istifasını bile sunmuştu. Fidel radikal bir kararla Huber Matos’u tutuklama kararı aldı. 20 yıl hapis cezası almıştı. Onu tutuklaması için Huber Matos’un yakın dostu Camilo’yu görevlendirdi. Böylelikle Camilo’nun sadakatini de sınamış olacaktı. Camilo görevini yerine getirdi. Tutuklama görevinden sonra 28 Ekim 1959’da Camilo Havana’ya geri uçtu. Havana’da Fidel ile buluşacaktı. Uçuş esnasında Camilo’nun uçağı herhangi bir imdat çağrısı yapmadan ortadan kayboldu. Uçak ve Camilo’nun cesedi asla bulunamadı. Sebebi ve kimin yaptığını artık siz tahmin edin!

Soldaki Huber Matos

Çoğu Kübalının politik eğilimlerden başka problemleri söz konusuydu. Nüfusun çoğu aşırı sefalet içinde bir yaşam sürüyordu. Bunun asıl sebebi ABD’nin Küba ile olan ticaretini kesmiş olmasıydı.

Anlaşmalar yapmak için ABD’nin baş düşmanı Sovyetler birliği ile birlikte olmaya karar verdi. 8 Şubat 1960’ta Sovyet bakanı Anastas Mikoyan Küba’ya geldi. Küba yeni bir ittifak kurmuştu. Bunların üzerine Nixon gizliden Amerika’nın Küba’ya müdahale etmesini önerdi. Çünkü Küba’nın bir Sovyet Merkezi olmasını istemiyorlardı. Ama başkan Eisenhower savaş riskini göze almak istememişti. Küba’nın da aynı zamanda silah sıkıntısı vardı. ABD, Batista’nın döneminde bir silah ambargosu uygulamıştı ve o zamandan beri de bu kaldırılmamıştı. Küba da silah eksiğini dünya pazarından tedarik etmeye kalktı. Bu ülkeler Rusya ve Çekoslovakya’ydı.

4 Mart 1960’ta Fransız yük gemisi La Coubre taşımakta olduğu 76 tonluk Belçika cephanesi ile Havana Limanı’na demir atmıştı. Kübalı liman işçiler gemiyi boşaltırken gemide ani bir patlama meydana geldi. 75 ölü yüzlerce yaralı vardı. İşte Che’nin ünlü fotoğrafı tam da bugün çekilmiştir.

Patlamanın ardından Fidel Kastro bunun ABD tarafından kasıtlı bir saldırı olduğunu iddia etti. Bu ABD hükümeti için bardağı taşıran son damla olmuştu. Eisenhower hükümeti Küba’yı istila etmek amacıyla CIA operasyonuyla Kübalı sürgünleri örgütleyerek onlara tüm desteği ve eğitimi vermeye başladı. Bu operasyona 1300’den fazla Kübalı sürgün gönüllü olarak katıldı. CIA istilada Fidel’e karşı bir halk ayaklanması olacağını umuyordu. Ağır silahla kuşatılmış Tugay 2506 Küba’ya Guatemala’dan saldıracaktı. Hedefleri, Escambray Dağları’nın yakınındaki Trinidad kasabasıydı. İsyancılar burada birleşecek ve uluslararası bir yardım çağrısı yapacaktı. Bu plan doğrultusunda ABD çağrıyı bahane edip Küba’yı resmen istila edebilecekti. CIA Küba’nın istilasına hazırlanırken ABD’den bir genel seçim kampanyası devam ediyordu. Eylül 1960’ta seçimlerden kısa bir süre önce Fidel Kastro ve dünyanın dört bir yanından gelen devlet başkanları Birleşmiş Milletler’de konuşmak üzere New York’a gelmişlerdi. Küba Birleşmiş Milletler’in bir üyesi olduğundan Kastro ABD’yi rahatça ziyaret edip BM’nin genel kongresiyle konuşabilirdi. Ve buradaki kısa bir demeçte bulunmak amacıyla başladığı konuşma 4,5 saat sürünce tarihe geçti. Ve hala bu rekoru kıran biri çıkmadı!

8 Kasım 1960’ta Amerika’nın yeni başkanı John F. Kennedy olmuştu. Küba’yı istila planları Kenndy’e seçimleri kazandıktan sonra söylenmişti. 4 Nisan 1961’te Kenndy bazı şartlar altında operasyonu kabul etmişti. Bunlardan biri hedef Trinidad kasabası değil Domuzlar Koyu adlı ücra bir sahil olacaktı.

Ve bunun üzerine Domuzlar Körfezi çıkartması gerçekleştirilecekti. CIA’in eğittiği 1334 Kübalı sürgün vatandalarını geri almaya hazırlardı. Ama domuzlar körfezi çıkartması başarısızlıkla sonuçlandı. Toplam 114 Kübalı sürgün öldürüldü, 1200’ün üzerinde kişi yaralandı. Başarısız Amerika saldırısı Kübalıları liderlerine yakınlaştırdı. Latin Amerika’nın gözünde bir kahraman olmuştu.

İktidarda kalması için Kastro’ya adadaki zaferlerden başka bir şey gerekiyordu. Sıkı bir uluslararası müttefike ihtiyacı vardı. Domuzlar Koyu’ndaki zaferden iki hafta sonra Kastro bir halk şöleni düzenledi ve Küba’yı sosyalist ilan etti.

ABD Başkanı John F. Kenndy istilanın başarısızlığının sorumluluğunu üstlenmek zorunda kaldı. Ve yeni bir istilanın planlanmasını emretti. Fidel diğer Amerikan saldırılarına karşı ülkesini korumak için Küba’yı Sovyetler Birliği’nin sağlam bir müttefiki yaptı. Gelecekte Sovyet askerleri ve nükleer füzeleri sayesinde adanın bağımsızlığı temin edilecekti. Ve böylece Küba, Amerika’nın en çok korktuğu şeye dönüştü. Amerika’nın tam 90 mil açığında bir Sovyet Sosyalizm merkezi vardı.

Summary
Article Name
KÜBA TARİHİ FİDEL KASTRO
Description
Fidel Kastro nasıl bir komünist devlet adamı oldu? Fidel Kastro, Batista’ya karşı başkaldırarak isyan etmişti. 1933’te Batista da Küba’yı başka bir diktatörün elinden kurtarmıştı.

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın