Dolunayda Boğaz Turu

İki kıta arasından geçen muhteşem su yolu düşünün ve tam üzerinde süzülen en sevdiğimiz doğa harikası dolunay. İşte tam da böyle bir anda Keyifstyle yatı ile boğazın güzelliklerini profesyonel rehber aynı zamanda seyahat yazarı olan Saffet Emre Tonguç’tan dinledik. Aslında uzun zamandır boğaz’da dolunay turuna katılmayı istiyorduk neyse ki 10.Eylül’de boğaz turunu gerçekleştirmiş olduk.Dolunay’da boğaz turu boyunca aklımızda kalanları sizlere listelemek istedik. Arada yazmadıklarımız, kaçırdıklarımız mutlaka var ama öğrenip liste haline getirdiklerimiz de işinize yarar diye düşünüyoruz.

Dolmabahçe Sarayı’nın doldurularak yapıldığını ve isminin bu nedenle Dolmabahçe olduğunu, sarayın padişah Abdülmecit tarafından dönemin ünlü mimarlarından Garabet Amire Balyan’ın yaptırdığını,

Beşiktaş iskelesinin arkasındaki ilk uçak fabrikasını görüyoruz, görmekle kalmayıp ilk uçak fabrikasının burada da olduğunu,

Dolmabahçe ve Denizcilik müzesinin ortasındaki Osmanlının ilk sanayi yapılarından olan 1929 yılında mimar Victor Adaman tarafından yapılan tütün müzesi binasının şuan Shangri-La Otel olduğunu,

Shangri-La Otel’in sağındaki 20.000 esere ev sahipliği yapan denizcilik müzesinde 14 tane saltanat kayığının olduğunu ve en önemlisi 193 ülkede 42 tane var saltanat kayığı varken bunlardan 14 tanesinin bizim ülkemizde olduğunu,

Müzenin arkasında Barbaros Bulvarı ile Beşiktaş Caddesinin birleştiği yerdeki Sinan Paşa Cami’nin Osmanlı döneminde Rüstem

Paşa’nın kardeşi Kaptan-ı Derya Sinan’ın Mimar Sinan’a yaptırmış olduğunu ,

Ünlü Türk amirali Barbaros Hayrettin Paşa’nın anısına 1944 yılında dikilen bronz heykelinin burada olduğunu,

Barbaros Cami’nin Cumhuriyet döneminden sonra yapılmış olduğunu,

Bahçeşehir Üniversitesinin hemen arkasındaki Cihannuma Rum Kilisesi’nin yer aldığını ve bununla birlikte İstanbul’da 90 tane Rum Kilisesi, 14 tane Sinagog ve 3215 tane Cami olduğunu,

Fourseason spasının geçen yıl dünyanın en iyi spası seçildiğini,

Fourseason Otelinin ilk açıldığında sosyetenin bu otelde kim evlenecek diye birbirine girdiğini ama ilk evlenenin Selim Hamamcıoğlu olduğunu,

Çırağan caddesi boyunca sıralanan Osmanlı Saraylarının asıl adının Feriye Sarayları olduğunu,

Osmanlı’nın ilk oturduğu sarayın Dolmabahçe olduğunu, Çırağan Saray’ında Sultan’ın oturduğunu, hanedan mensuplarının sayılarının artması ile onların oturması için Feriye Saraylarının yapılmış olduğunu,

3.Mart.1924 tarihinde halifelik kaldırıldıktan sonra hanedan üyelerinin sürgüne yollanması ile sarayların boşaltılıp, boş kaldığını ve bunların okula çevrildiğini,

Çırağan Sarayının eskiden kandillerle süslendiğini, Çırağan isminin ışık demek olduğunu,

Çırağan’da 440 mt2 büyüklükteki Sultan Sarayının 1 gece konaklama bedelinin 25.000 dolar olduğunu,

Küçük Mecidiye Cami diğer adıyla Teşrifiye Cami’nin 1848 yılında Abdülmecit tarafından ermeni ailesine (Nigoğos Balyan ve Garabet Amira Balyan) yaptırıldığını,

Ortaköy sahilindeki barok mimarinin en belirgin özelliklerine sahip Cami’nin ise Büyük Mecidiye Cami olduğunu,

Feriye karakolunun (bina önünde 8 sütun var) zamanında tüm Feriye Saraylarını koruduğunu, karakolun Sabancı Ailesi tarafından restore edildiğini, karakoldaki sütunda Sabancı Ailesinin isminin yazılı olduğunu,

The House Otel’i binasının Balyan ailesinin olduğunu ve zamanında burada yaşadıklarını,

Raffles’da 500 mt2 penthouse’ların 17 milyon dolar olduğunu,

Esma Sultan Yalısı önünden geçerken yalı hakkında pek bilgi alamasak da Esma Sultan’ın çok çapkın bir kadın olduğunu,

Alarko binasının solundaki Budist tapınağına benzeyen yapının Alman asıllı yahudi mimar Bruno Taut’un evi olduğunu,

Atatürk’ün Savarona yatı önünden devam ederek I. köprünün altına geldik. Köprünün yıkılma hikayesini öğrendik. 29.Ekim.1943 yılında 1074 metre uzunluğa sahip köprünün açılışı için 1 milyona yakın insanı köprüye çıkarıldığını, tabi açılış olduğundan marşlar çalındığını, bizimkilerde marş müziğini duyunca uygun adım ileri hareket edince rezorans etkisi yarattıklarını, sallanmaya başlayan köprünün yıkılmasını engellemek için hemen marşlar durdurulduğunu,

Yazlık saray olarak yaptırılan Beylerbeyi Sarayı’nın önünden gezimiz oldukça güzel geçerken bu esnada yeni yeni bilgiler daha ediniyoruz.

1850’li yıllarda Avrupalıların Osmanlı’ya hasta adam dediklerini, Osmanlı’nın da Avrupalılara hava atmak için borç paralar alıp görmüş olduğumuz sarayları yaptırdıklarını,

Mısır’daki Port Said Limanı’na dikilmek üzere Fransız heykeltraş Frederic Bartholdi’ye elinde meşale, başında 7 sivri ucu (7 kıta ve 7 deniz simgeler) olan taçlı bir heykel yaptırıldığını, heykelin mühendislikle ilgili kısmını Gustave Eiffel’in yaptığını, heykele mankenlik yapanın ise Singer dikiş makinelerinin kurucusu Isaac Singer’in eşi Isabelle Eugenie Boyer olduğunu, bu heykelin Suveyş kanalı projesinin bir parçası olduğunu, Suveyş kanalı açılırken Mısır halkının tepki verileceği düşünüldüğünden Mısır Valisi İsmail Paşa tarafından heykelin Mısır’a getirilmemesi talimatı verdiğini, heykel yıllarca kendi halinde bir depoda beklemekteyken bir gün Fransız heykeltraş Frederic Bartholdi’nin Amerika’ya devasa heykel yapmak için görevlendirildiğini ve bugün Amerika’daki Özgürlük Anıtının bizim topraklarımızdan çıkan bir heykel olduğunu,

Villa Bosphorus Balık Restaurantının Münevver Ayaşlı’nın yalısı olduğunu,

Sabancı Ailesinin boğaz’da 28 adet yalısı olduklarını,

Yalçın Sabancı’nın 5 yalısı olduğunu,

Boğazın butik otellerinden olan Sumahan Otelin 19. yy’da bir likör fabrikası olduğunu,

Çengelköy Bizanslılar döneminde burada çengel ürettikleri için adını buradan aldığını,

Eski Osmanlı kışlası olan Kuleli Askeri Lisesinin önünden geçerken yine bir Osmanlı kışlası olan Selimiye Kışlasında dünyanın ilk kadın hemşiresi Florence Nightingale’in 1854 yılında Kırım Savaşı sırasında yaralanan İngiliz askerlerinin tedavi ve bakımını burada yapmıştır. Aslında İngiliz olmasına rağmen İtalya’nın Floransa şehrinde doğduğu için ailesinin ona bu ismi koyduğunu,

Selimiye Cami’ndeki 4 minare Kanuni Sultan Süleyman’ın İstanbul’un fethinden sonraki 4. padişah olmasından, 10 şerefe ise Osmanlı döneminde 10.padişah olmasından kaynaklandığını,

Galata Köprüsünün tarihi oyun briç’ten geldiğini,

Galata kulesini Cenovalıların yaptığını, Cenova Deniz Müzesinin isminin Galata olduğunu,

Tophane’deki Kılıç Ali Paşa Caminin yapımında İstanbul’a esir olarak getirilmiş Don Kişot’un yazarı ünlü İspanyol romancı

Cervantes‘in 6 yıl işçi olarak çalıştığını, cami’nin bitiminden sonra azat edilip İspanya’ya yollandığını,

Cihangir Cami’nin Kanuni’nin en sevdiği oğlunun İstanbul’da en beğendiği noktaya Mimar Sinan tarafından yaptırıldığını,

Çifte Sarayların günümüzde Mimar Sinan Üniversitesi olarak kullanıldığını,

Türkiye Kominist Partisi üyesinin yalısının 700 milyon dolar olduğunu,

Rumeli Hisarının boğazın en dar noktasına 10 ayda 3000 asker tarafından tarafından Fatih Sultan Mehmet döneminde yapıldığını,

İstanbul ağacının ergüvan olduğunu, Ergüvan ağacı yapraklarının aslında beyaz renkli olduğunu ancak efsaneye göre Hz. İsa’ya ihanet eden 13. havarinin pişmanlığı sonucu kendini Ergüvan ağacına amasıyla bu utancı üzerinde taşıyamayan ağaç yaprakların kızarmaya başladığını,

Osmanlı döneminde sahilde bulunan camilere yalı cami, yalılara ise sahilhane yada deryahane dendiğini,

ve listeye sığmayacak kadar çok daha fazlasını öğrendik. Biraz tarihi biraz magazinsel bilgiler ile boğazın incisi boğaz içinde

8000 yıllık tarihi yarımada da üstümüzde dolunayın denize vuran pırıltısı ve 40 kişi olarak katıldığımız gezimizde dost sohbetleri eşliğinde unutamayacağımız bir gece geçirdik.

Boğaz’da Dolunay Turu sonrası Saffet Emre Tonguç ile hoş sohbet ve gecenin organizasyonunda emeği geçenGezgin Damaklar ile tanışmamız ise gecenin en güzel anlarından biriydi.

More from the blog

Şile Gezi Rehberi

Tarihi eski çağlara kadar uzanan Karadeniz'in kıyısında ufacık bir kasaba olan Şile'deyiz. Yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu Şile'nin MÖ.12.000-6.000 arasında önemli bir yerleşim yeri olduğu, bölge tarihinin...

Çatalca

Villafe'de geçirdiğimiz güzel bir günün ardından havanın da şansımıza iyi olmasından faydalanıp Çatalca ve çevresinde gezilecek yerleri görelim istedik.Roma İmparatorluğu zamanında Metra diye anılan bir yer...

Villafe Butik Otel

Sıcak yaz günlerini geride bıraktığımız Eylül ayının ilk haftasında sonbaharın gelmiş olmasının bize verdiği o melankolik ruh halinin içinden çıkmak için kendimizi İstanbul’un yanı...

Balat

Haftasonumuzu bu sefer İstanbul’da turist olarak geçirmeye karar verdik. Planımız Sultanahmet bölgesini gezmek vakit kalırsa Balat semti ya da Dolmabahçe Sarayına ziyaret etmekti. Ancak malum İstanbul’daki trafik...