Amsterdam macerasını geride bırakıp yeni yılı kutlamak için sabah saat 8’de arabayla Paris yollarına düştük. İnternet’ten otopark rezervasyonumuzu ve ödememizi yapmıştık. Eiffel’in hemen yanındaki Quai Branly otoparkı için 2 günlüğüne 49.5 euro verdik.

Önce otele gidip valizlerimizi bırakmak istedik şansımıza hem sokakta park yeri bulduk hem de haftasonu olduğu için ücret ödemedik. Check-in işlemleri, valizleri odaya yerleştirme ve ihtiyaçlar giderildikten sonra arabayı otoparka park edip kartımızı da teslim aldıktan sonra şu meşhur Champ-Elysees’e gittik. Cadde de iğne atsak yere düşmezdi herhalde onca kalabalıktan gerçi bizim Champ-Elysees’e gitme nedenimiz Belçika restaurant zinciri olan Leon’da midye yemekti. Dışarıya kadar taşan kuyruğu görünce vazgeçmek zorunda kaldık. Arc de Triomphe’e gitmeyi aklımızdan bile geçirmedik yemeğimizi yiyip gezdikten sonra gece gitmeyi planladık.

Champ-Elysees’den metro ile Les Halles’e gitmek için geçtik makinanın karşısına yanımızda abuk bir tip elindeki biletleri gelene satıyor. Baktı biz yabancıyız allem etti kallem etti kendi kartıyla bize günlük Paris kartını aldı. Kişi başı 10.25 euro. Aldığımız bilerlerde Les Halles’e varıp Rue Rambuteau sokağındaki çok methedilen muhakkak gidilmesi önerilen Leon’a vardık.

Leon’a girer girmez masalardaki Provencale usulü tencerelerdeki midyeleri görünce açlığında verdiği etkiyle heyecanımız bir kat daha arttı. Koca tencere midyeleri bir güzel miğdeye indirdik. Fakat bizim fikrimiz 150 TL verip de iki tencere haşlanmış o midyeleri yemektense 10 TL’e bizim 1 tabak midye dolmamızı çok daha tercih ederiz. O neydi öyle ya yavan bir şey. Hele Orkun’un sipariş ettiği deniz mahsullü midyelerin içindeki o jumbo karidesleri nasıl heba etmişler anlatamam. Öyle ya da böyle karnımız bir şekilde doydu. Paris’e kadar gelmişken yemeğin üzerine şarap keyfi yapmamak olmaz. St. Germain için metroya indik. Ama bizim biletler geçersiz 🙂 Bir güzel kazıklandıktan sonra bu sefer kendimiz aldık bileti. St. Germain gidip Le Bonaparte’de içkilerimizi yudumlayıp, güzel bir sohbet ile keyif yapıp, sokakları da gezdikten sonra buradan kalabalığın azaldığını düşünerek Arc de Triomphe’e giderek günümüzü tamamladık.

Arc de Triomphe

Bugün yılbaşı çok heyecanlıyız Eiffel’in altında 2013 yılına giricez 🙂 Sabah erkenden kalkıp valizlerimizi otopark’a bırakmaya gidecektik ki bizim biletler yine geçersiz. Meğer bu Fransızların 1 günden (24 saat) anlayışı bizimkinin tam aksi. Yahu biletin 24 saat geçerli olması için saat tam 00:00 da mı almak gerekiyor. Biz dün gece aldığımız için bir sonraki gün biletler geçersiz olmuş. Haydii bu sefer tekrar bilet aldık mı! Bizim 1 günlük Paris kartımız 2 kişi 60 euro’ya geldi. Valizleri arabaya yerleştirip Paris’de gezilmesi gereken yerleri sırasıyla gezmeye başlamadan önce birkaç saat alışveriş listemi tamamlayıp, Notre Dame Kilisesine ardından Pont Des Amoureux’de isimlerimizin yazılı olduğu kilidi de güzel bir yer bulup kilitledikten sonra St. Louis en I’lle deki tarihi Berthillion’da Casis’li dondurmamızı da yiyerek Louvre müzesini, Opera binasını, Hausmann, St.Madaline’i gezdikten sonra tam aç kaldık diye düşünürken Le Relais de I’Entrecote’da boş yer bularak kıtlıktan çıkmışçasına yedik. Yılbaşına daha 2 saatimiz var diye Eiffel civarında bir cafe’ye girip bir şeyler içelim diye düşünmüştük ama restaurantların kapısında nasıl kuyruk varsa onun iki katı cafelerin önünde de vardı. Galiba Paris’e çok yanlış zamanda geldik. 2 gün boyunca yağmayan yağmur da tam yılbaşına saatler kala bastırınca yılbaşından pek bir keyif alamadık işin doğrusu.

Bizim Paris’e asıl gitme amacımız yılbaşı içindi, e tabi 2 günlük süre içerisinde az çok görülecek yerleri ziyaret ettik ama doğru söylememiz gerekirse Paris’e ikinci kez gideceğimizi pek sanmıyoruz. Milletin ağzında bir Champs-Elysees caddesidir gidiyor. Acaba cadde de değişik bir şey vardı da biz mi göremedik. Ama bir çoğu için çok önemli bir cadde olmalı ki bir çoğu nedense Champs-Elysees sokak tabelasının altında resim çekiliyor. Komik!!!

Fransızlar için çok şık, bakımlı falan demişlerdi ama bize nedense hep paçozları denk geldi. İnsanların şık olup olmamaları bizi çok ilgilendirmiyor da metrolardaki o pislik inanın 3.sınıf dünya ülkesinin metrosunda yok. Pislikten koltuklara oturulmuyor. Metro istasyonları evsizlerin idrarlarından leş kokuyor, metrolarda sigara içiliyor.

Eiffel Kulesi ise gündüz hiçbir şeye benzemeyen bir demir yığını gece ışıklandırma sayesinde biraz olsun estetik görünüyor. Paris’in ünlü yazarlarından olan Guy de Maupassant’daEiffel’in yapıma karşı çıkanların arasındaymış. Eğer bu kulenin yapılması halinde ülkeyi terk edeceğini dile getirmiş olmasına rağmen kule yapıldıktan sonra her gün kulenin cafesine çıkıp kahvesini içiyormuş. Kendisine hem eiffel’in yapılmasına karşı çıktın hem de neden her gün buradasın diye sorduklarında “Bu demir yığınını göremeyeceğim tek yer burası olduğu için” olmuş cevabı.

Biz her ne kadar çok beğenmemiş olsak da Paris’te gezilmesi gereken yerler şöyle;

Eiffel Kulesi

324 metre uzunluğunda ki kulenin açılışı törenle 31 Mart 1889 yılında açılışı yapılmıştır. Kulenin mimarı Gustave Eiffel’in balmumu heykeli kulenin tepesinde görülmeye değerdir.

Louvre Müzesi

İçeride 6.000 adet tablo bulunuyor. Mona Lisa’nın orijinal tablosu özel camekan içerisinde sergilenmekte. Müzeyi gezmek için 28 gün gerekli. Bahçedeki cam piramitleri mutlaka görün. Müzeye girmeniz yoksa bahçesinde vakit geçirin derim. Salı günleri müze ziyarete kapalı.

Notre Dame Katedrali

Katedralin avlusunda dünyanın merkezinin burası olduğunu gösteren isaret vardır.

Pont Des Amoureux

Sevgiliniz veya eşiniz ile Paristeyseniz mutlaka bu köprüye gidip kilit asın. Biz de eksik kalmadık tabi ama Orkunun ‘’ Bir daha ki gelişimizde kilidi açarız’’ lafı günün bombasıydı 🙂

İşte bu da bizim kilidimiz.

Montmartre – Sacre Couer Kilisesi

Paris manzarasını izlemek için en güzel nokta. Şehrin en ünlü tepesidir. Metrodan indikten sonra kısa bir mesafe yürüyüp daha sonra teleferik ile tepe ulaşabilirsiniz. Günlük Paris kartı (Paris Visite) teleferikte de geçerli.

Pantheon

İlk olarak kilise olarak yapılan yapı daha sonra anıt mezar olmuştur. Şu an Fransız entellektüllerinden Jean-Jacques Rousseau, Victor Hugo, Voltaire, Alexandre Dumas, Pierre Curie, Marie Curie ve Emile Zola’nın mezarları buradadır.Fransız fizikçi Leon Foucault deneyi ile dünyanın kendi ekseni etrafında döndügünü ispatlamıs ve hala sarkacı kubbeden asagı dogru sallanmaya devam etmektedir. Ege Üniversitesi Rasathanesinde de Foucault Sarkacı bulunuyor.

Arc de Triomphe (Etoile)

Zafer anıtı, Tak’ın altında I.Dünya Savaşında hayatını kaybeden Fransız askerlerin mezarları yer alıyor. Mezarın üzerindeki ateş 1923 yılından bu yana hiç sönmeden yanmaktadır.

Opera Binası

İçini gezmek ücrete tabi.

Versay Sarayı

Paris’in 25 km. dışında yer alan bahçesi, geniş alanı, barok usulü yapımı ve 1300 adet odası ile göz alıcı bir saraydır. Güneş tanrısı olarak bilinen Apollon’un arabası sarayın ön bahçesindeki havuzdadır. Aynalı salonda I.Dünya Savaşının sonunda Versay Anlaşması imzalanması nedeniyle anlamlı bir yerdir.

Madeleine Kilisesi

Korent sütunları dikkatinizi çekmeye yetiyor. Roma tapınagını andıran bu kilisesinin girişi ücretsiz.

L’eglise Saint-Eustache Kilisesi

Louvre müzesine çok yakın konumda (Quartier Les Halles) olan Katolik Kilise Gotik mimarı üslubu ile 1532 yılında inşa edilmiştir.

Pere Lachaise Mezarlığı

Mezarlıkta çok açık hava müzesi gibi. Paris diğer turistik yerleri gibi bu mezarlık da bir çok turistin ziyaret noktası haline gelmiş. Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya’nın mezarları da buradadır. Diğer ünlü isimlerden bazıları ise Jim Morrison, Victor Hugo, Oscar Wilde, Sarah Bernhardt, Honore de Balzac, La Fontaine ve Moliere, Frederic Chopin ve Armand Pierre Arman’dır.

Gezi Tarihi : 2013

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here