Mezopotamyaya Hakim Şehir Mardin

İstanbul’da yaşanır da Mardin de yılbaşı kutlamaya gidilir mi? Bal gibi gidilir. İstanbul’daki yılbaşı kargaşası, trafiği ve pahalılığını malum herkes biliyor. Biz de hemen bütçe ve gezi planımızı yapıp kısa biri kaçamak yapalım dedik. Mardin ve çevresini gezmek bir süredir aklımızdaydı. uçakla Diyarbakır’a gittik. Yusuf bizi havalimanında karşıladıktan sonra hep beraber Mardin yoluna koyulduk. Yılbaşı için gittiğimiz Mardin’de rehberimiz Yusuf’un organize ettiği rota dahilinde gezimize başlamadan önce otelimize valizlerimizi bıraktık. Yusuf Mardin’in yerlisi hem rehberlik yapıyor hem de kendi ailesine ait kafe’de çalışıyor. Otelimiz Zinciriye Medresesinin hemen arkasında. Zaten kaldığımız otelde (Zinciriye Otel) adını bu medreseden almış sanırız.

Mardin bir çok kilise, cami ve medreseye ev sahipliği yapmaktadır.

Binalarına badana fırçası değmemiş, orjinal Mardin taşı ve taş işlemesi ile evleri büyüleyici kılan, yüzyıllara meydan okuyan yapıların şehirdir burası.

Mardin gezimizin bir gününü Midyat ve çevre köylere ayırdığımız gibi diğer gün Batman-Hasankeyf’e kalan günlerimizi ise Mardin’e ayırdık. Mardin’de medrese, cami, manastır, müze ve şehir içi gezimizde ziyaret ettiğimiz tarihi yerler hakkında vereceğimiz bilgiler umarız faydalı olur.

Zinciriye Medresesi : Melik Necmettin İsa Bin Muzaffer Davut Bin El Melik Salih tarafından 1385 yılında yaptırılan medrese iki katlı olup aynı zamanda iki avluya sahiptir. Dilimli kubbesi aynı Kasımiye Medresesindeki gibi dilimli olup göze çarpmaktadır. Yükseğe yapılan medrese rasathane olarak kullanılmıştır.

Mardin Kalesi : Zinciriye Medresesinin hemen arkasında yer alan kale Subari, Sümeri Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Roma, Bizans, Emevi, Abbasi, Hamdaniler, Selçuklular, Artuklu, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safaviler, Osmanlılar dönemlerini yaşamış kale nam-ı diğer Kartal Yuvası.

Kasımiye Medresesi : Yapımına ilk Artuklular başlamış ve Moğolların saldırısı ile yarım kalan inşaatı Akkoyonlu hükümdarı Cihangir’in oğlu Sultan Kasım tamamlamıştır. Zaten medresenin her iki kubbe arasındaki yapı farklılığı da bunu ortaya koymaktadır. Medresenin içinde bulunan derslikler yapının cephesi hiç fark etmeden güneş doğduğu andan batana kadar güneş görmektedir. 700 yıllık tarihe sahiplik eden medrese hakkındaki rivayete göre Sultan Kasım burada öldürülmüştür. Kız kardeşi ölen abisinin kanlı gömleğini medresenin duvarlarına sürmüş ve bugün duvardaki kan izlerinin o günden beri duvardan izinin çıkmamış olmasıdır.

Medrese avlusundaki havuzun hikayesi de çok anlamlı; Çeşmeden çıkan su doğum simgelerken döküldüğü ilk iki havuz bebeklik ve çocukluk dönemi olarak tasvir edilmiştir. Bu havuzlardaki su o kadar hareketli ve dalgalıdır ki tıpki gerçek anlamda yaşanan hareketli çocukluk dönemi gibi. Sonraki dikdörtgen durgun suya sahip havuz gençliği simgelemektedir. Havuzdaki su o kadar durgundur ki sanki gençlik yılları hiç bitmeyecek hissi gibi. Havuzundan akıp giden su ince uzun havuza akar. İşte bu havuzdaki su o kadar hızlı akar ki yaşlılık olarak tasvir edilen havuzdur burası. Yaşlılık havuzundan en son medresenin ortasındaki büyük havuzda biriken su da mahşer yerini simgelemektedir. En son bu havuzdan çıkan su Mezopotamya’ya dökülmektedir. Ana rahminden çıkılan andan mahşere kadar olan süreç sembolik olarak tasvir edilmiştir.

Deyrulzafaran Manastırı/Mor Hananyo : 5. yy da yapımı başlanan manastır farklı farklı eklentiler ile 18 yy. da bitirilmiştir. Tarihi kaynaklarda bu manastır 639 yıl Süryanilerin patriklik merkezi olmuştur. 52 Süryani patriğin mezarı bu manastır içindedir. Manastır M.Ö güneş tapınağı olarak kullanılmş sonra Romalılar tarafından kale olarak kullanılmış bir kompleks üzerine kurulmuştur. Manastır tarih boyunca süryanilerin eğitim merkezlerinden biri olmuştur. Kompleks içinde Güneş Tapınağı, Azizler Evi, Meryem Ana Kilisesi ve Mor Hananyo Kilisesi vardır.

Manastırda patriklik yapan 4. Petrus 1874 yılında İngiltere ziyareti sırasında satın aldığı matbaayı manastıra getirmiş böylelikle bölgeye ilk matbaayı getiren kişi kendisi olmuştur.

Revaklı avlusu ile avludaki kuyusu aynı zamanda taş sanatının tüm incelik ve detaylarını burada görmek mümkündür.

Şahtana Ailesi Evi – PTT Binası : Mutheşem kelimesinin az kalacağı bir yapıt burası. 1890 yılında Şahtana ailesi Ermeni mimar Lole’ye yaptırmış bu binayı. Zaman içerisinde hastane ve otel olarak kullanılan bina 1953 yılında Şahtana ailesinden satın alınarak PTT binası olarak kullanılmaya başlanmış. Binanın tam karşısında Şehidiye Cami bulunuyor.

Sabancı Müzesi : Mardin şehir merkezinde bulunan müze Sultan II. Abdülhamit zamanında Süvari kışlası olarak kullanılmış sonra Vergi Dairesi olmuştur. Bina dahilinde Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi ve Dilek Sabancı Sanat Galerisi dahilinde bir çok tarihi eser görmeniz mümkündür.

Tarihi Mardin evleri ve dar sokaklarında doya doya yürüdük, Cemil İpekçi moda ve tasarım atölyesinden alışverişimizi yaptık, Mardin’in en güzel yemeklerini yedik, sobada kestanemizi yaptık, menengiç kahvemizi-çörekotlu türk kahvemizi içtik, çarşılarını gezdik, belediye çalışanlarını gördük!

Belediye çalışanı ne alaka diyeceksiniz muhakkak 🙂 Mardinin dar ara sokaklarına araçların girmesi imkansız olduğundan çöp toplama, tüpçülük ve daha bir çok görevi eşekler görüyor.

More from the blog

Mardin Gezilecek Yerler

Mardin Camileri 1- Ulu Cami (Cami Kebir) 2- Melik Mahmut Cami (Bab Es Sur) 3- Şehidiye Cami Reyhaniye Cami 4- Abdullatif (Latifiye) Cami 5- Necmettin (Maristan) Cami 6- Emineddin Cami 7- Mor...

Midyat

Dara Antik Kent gezimizi üzülerek de olsa sonlandırıp Midyat'a gittik. Yukarı Mezopotamya'da yer alan Midyat'a tarihte Sümeler, Asurlar, Urartular, Makedonlar, Persler ve Romalılar, Osmanlılar akabinde Emeviler ve Abbasiler...

Dara Antik Kenti

Mardin'e gidip de çevre köyler ve Midyat gezilmeden olmaz. Bir günümüzü Dara Antik Kenti, Savur ilçesi, Kıllıt Köyü ve Midyat için planlayıp rehberimiz Yusuf'un bizi otelden almasıyla başlayan yorucu ve yeni...