Hasankeyf

SULAR ALTINDA KALMAYI BEKLEYEN HASANKEYF

Elazığ’dan doğup Irak’ın Uruk şehrine kadar dökülen kilometrelerce uzunuluktaki (1900 km) Dicle Nehri’nin kıyısına kurulu altında ne olduğu bilinmeyen yüzlerce höyük , 5.000’den fazla mağaraya sahip 11.500 yıllık (M.Ö 8500) Orta Çağ medeniyeti kenti : HASANKEYF

Tarihte aldığı isimler zamanla Hesna de Kepha, Cephai Kastron Piskephas ve Hısnı Keyfa olarak değişe değişe bugünkü ismine kavuşmuştur.

Tarih içinde sırasıyla kentte hakimiyetini sürdüren medeniyetler ;

Romalılar kente kale yaparak İran sınırını denetim altına tutmak istiyor. Ancak İranlıların Mezopotamyayı ele geçirmesiyle o zamanki Roma İmaparatoru Diyokletoin Dicle Nehrinin doğusu ve bütün mezopotamya’yı alır. Bizansları yenen müslümanlar şehrin denetimini eline alır. 17. yy’da İslam Ordusunun elinde olan şehir sırasıyla Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler ve en son Artukluların egemenliği altına girmiştir. 130 sene Artukluların egemenliğinden sonra şehir Eyyubiler, Akkyounlular, İran Safavileri ve en son Osmanlı İmparatorluğun egemenliği altına girmiş bu süreç ve sonrasında ise günden güne yitirilmeye başlanmıştır. Hasankeyf’teki tarihi eserlerin bir çoğu Artuklular ve Emevilere aittir.

Köprüsü, kalesi, mağaraları ve sahip olduğu daha bir çok özelliği ile 12.000 yıllık geçmişe sahip kültürel mirasımız olan antik kent Unesco Kültür Mirası listesine çoktan girmiş olması gerektiği halde Hükümetin talebi olmadığı için listeye girememiş ve bugün kaderine terk edilmiş durumdadır.

“Hindistan’daki Tac Mahal 1 kritere sahip, Kamboçya’daki Angkor Wat 2 kritere, Mısırdaki Piramitler 3 kritere, Pekindeki Çin Seddi 5 kritere sahipken bizim sahip olduğumuz Hasankeyf unesco dünya mirası kriterlerinin 10 da 9’una sahip ilk ve tek yer tarihi yerdir.”

Unesco listesine girebilmek için 6 kültürel ve 4 doğal kriterlerden birini taşımak yeterlidir.

1- İnsanın yaratıcı dehasının üst düzeyde bir temsilcisi olması,

2- Dünyanın bir kültür bölgesinde veya bir dönemde mimarlık veya teknoloji,anıtsal sanatlar, kent planlama veya peyzaj tasarımı alanlarında önemli gelişmelere ilişkin insani değer alışverişine tanıklık etmesi,

3- Yaşayan veya yok olan bir kültür geleneğinin istisnai, ender rastlanan bir temsilcisi olması,

4- İnsanlık tarihinin önemli bir aşamasının veya aşamalarını gösteren bir yapı tipinin, mimari veya teknolojik bütünün veya peyzajın istisnai bir örneği olması,

5- Özellikle geri dönülmez bir değişimin etkisi altında hassaslaşmış olan çevre ile insan etkileşiminin veya bir kültürün/kültürlerin temsilcisi olan, geleneksel insan yerleşimi, arazi kullanımı veya deniz kullanımının istisnai bir örneği olması,

6- İstisnai evrensel önem taşıyan sanatsal veya edebi eserler, inançlar, fikirler, yaşayan gelenekler ve olaylarla doğrudan veya dolaylı olarak ilgili olması (Komite bu kriterin diğer kriterler ile birlikte kullanılması gerektiğini kabul etmektedir.)

7- Üstün doğal görüngelere ve eşsiz doğal güzelliklere ve estetik öneme sahip alanları içermesi,

8- Yaşamın kaydı, yer şekillerinin oluşumunda devam eden önemli jeolojik süreçler ve önemli jeomorfik veya fizyografik özellikler dahil dünya tarihinin önemli aşamalarını temsil eden istisnai örnekler olması,

9- Kara, tatlı su, kıyı ve deniz ekosistemleri ve hayvan ve bitki topluluklarının evrim ve gelişiminde devam eden önemli ekolojik ve biyolojik süreçleri sunan istisnai örnekler olması,

10- Bilim veya koruma açısından istisnai evrensel değere sahip tehlike türleri içeren yerler de dahil, biyolojik çeşitliliğin yerinde korunması için en önemli ve dikkat çeken doğal habitatları içermesi. Liste buradan alıntıdır.

Nasıl ki İzmir Bergamadaki Allianoi antik kenti Yortanlı Barajı, Zeugma Antik Kenti Birecik Barajı altındaysa ne yazık ki Hasankeyf’de Ilısu Barajı altında kalacak.

Hasankeyf Gezilecek Yerler

Hasankeyf Kalesi : Bizanslılar tarafından İran sınırını denetim altında tutmak için koruma amaçlı yapılmıştır.

Küçük Kale : Bir zamanlar darphane olarak kullanılmıştır.Artuklular ve Eyyubilerin burada bastıkları paralar şimdi Mardin müzesinde sergilenmektedir.

Ulu Cami : Kalenin içine Sürnayilerden kalma kilise üzerine Eyyubiler tarafından inşa edilen Eyyubilerin ilk eseridir.

El Rızk Cami : Portal girişindeki kitabede 1409 yılında Eyyubi Sultan Süleyman tarafından yapılmış olduğu yazıldır. Camiden günümüze kalan sadece minaresidir.

Çift Yollu Minare Efsanesini anlatmadan olmaz 🙂

Kentte mimarisi ile ünlü bir mimar ve çırağı varmış. Çırak kentte bulunan cami’nin minaresini ustasına kendisinin yapmak istediği hatta daha güzel yapacağını, dile getirmiş. Usta bu işe karşı çıkınca kent halkına danışarak kentte bulunan minaresiz iki camiden birinin minaresini Usta diğer camininkini (El Rızk Cami) ise Çırak yapmaya başlamış. Usta çırağı minareyi bitirmiş en üstte görünce çırağı öldürmek için minarenin merdivenlerinden tırmanmaya başlıyor. Çırak da usta çıkarken diğer merdivenlerden aşağı iner. Çırağı aşağıda gören usta nasıl indin diye sorunca minareyi çift yollu yaptığını, biri çıkarken diğer inen kişiyi yada çıkanı göremeyeceği bir sistemle yaptığından Usta gurur duyması gerektiği yerde bu işe çok kızar ve gururuna yenik düşerek kendini minarenin en tepesinden aşağı atarak intihar eder.

Ustanın yarım kalmış minaresi

Yine yerli rehberlerin dediğine göre minarenin tepesinde ki 2 leylek 12 yıldır burdan hiç ayrılmamıştır.

El Rzk Cami’nin 100 metre arkasında kaya mezarları ve kilise de isterseniz görülecek yerler arasındadır.

Zeynel Bey Türbesi : Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey’e aittir. Türbe dışarıdan silindir, içeriden sekizgen şeklindedir. Gövde süslemesindeki renkler ve mimarisi ile muhteşem bir eserdir. Akkoyunlu’lardan günümüze kalan eserdir. İstanbul Miniatürk’te Zeynel Bey türbesi, hamamı ve külliyesininin maketini görmeniz mümkündür.

Hasankeyf Köprüsü: Artukluların eseri olan tarih boyunca yüz yılları geride bırakıp bugün sadece ayakları kalmış köprü 900 yıllıktır. Tarihi kaynaklarda köprünün 1116 yılında Artuklu Fahrettin Karaaslan tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Ortaçağ’ın en büyük taş köprüsü özelliğine sahip olan köprünün ilk ayağından günümüzde bir aile yaşamaktadır. Osmanlılardan kalan tapuları sayesinde antik kentin en güzel yerinde yaşayan bir aile! Köprünün en büyük özelliği orta ayak üzerinde 12 burcun simgesi olan figürler olmasıdır.

Hasankeyf’in jeolojik yapısıyla, 11.500 yıl öncesine ait ilk yerleşim yerine ev sahipliği yapmasıyla, günümüzde evlerin tuvalet atıkları Dicle’ye dökülürken Artuklu döneminde yapılan kanalizasyon sisteminin önemiyle ve Gezgin J. Barbaro’nun “Köprünün kemeri o kadar yüksek ve geniştir ki, altından 300 fıçılık bir gemi bütün yelkenleri açık olarak geçebilir. Gerçekten, çok kere köprünün üzerinde durup nehre baktığım zamanlar, bu kadar yükseklikten dolayı bana korku gelirdi. Körü fevkalade ve kayda şayan özelliktedir” diye tanımladığı muhteşem bir eserin yer aldığı kent artık sular altında gömülmeyi bekliyor ve biz, bizim gibiler hiçbir şey yapamıyoruz.

Atatürk boşuna ” TARİHİNİ BİLMEYEN MİLLET YOK OLMAYA MAHKUMDUR” dememiş.

Ulaşım

Biz Mardin’de konakladığımız için 106 km uzaklıktaki antik kente rehberimiz Yusuf’un arabasıyla gittik.Batman’dan 36 km uzaklıktaki antik kente ulaşım oldukça rahattır. Uçak ile gelenler için Batman en yakın havalimanı olup, Diyarbakır’dan gelecekler için 135 km uzaklıkta yer almaktadır.

More from the blog