2010 yılı yaz tatilimizin ilk durağı Singapur oldu. Açıkçası bir önceki sene Uzakdoğu’nun en güzel adalarını görmeme rağmen Singapur’u ayrı bir merak ediyordum. Neslihan daha önce gitmişti ve ben işlerim dolayısıyla ona eşlik edememiştim. Gelişmiş bir ülke oluşu, adası ve şehrin yaşam koşullarının yanı sıra belki de hayvanlara merakımdan dolayı dünyanın en büyük hayvanat bahçesi ve gece safarisine kitlenmiş yola koyulmuştuk. Tabi Neslihan’ın sürekli Singapur anılarını anlatmasının bana verdiği gazın da etkisi yok değildi.

Burada zamanımız çok kısıtlıydı tabi Singapur öyle 1-2 gün ayırılacak bir ülke değil ama bizim tatil anlayışımızda 3 haftada 7,8 lokasyon değiştirdiğimiz göz önüne alındığında hem zaman hem de maddi olarak kısa sürede çok gezmeye mecburduk. Tabi Singapur otellerin yüksek maliyetini unutmayalım.

Singapur’a akşam üzeri vardık. Zamanımızın kısıtlı olmasından ötürü hemen otele yerleşip Singapur gece safarisine yetişmemiz gerekiyordu. Anlayacağınız gibi vakit olmadığı için bana 2 yıldan beri anlatılan kuş parkı ve hayvanat bahçesini görmeye vakit yoktu. O bölümü Neslihan’ın Singapur’09 yazısında bulabilirsiniz.

Gece safarisi yapılan yer zaten hayvanat bahçesiyle yan yana tek farkı hayvanlar kendi doğal ortamlarında kafes olmadan yaşıyor. Siz de gerek tren ile gerekse yürüyerek onları görüyorsunuz.

Safari başlamadan önce de ateş dansı ve bunun gibi bir çok gösteri var. Bana sorarsanız mutlaka görülmesi gereken bir yer. Sirklerde ağzından ateş çıkaranlarını hepimiz biliyoruz ama bunlar maşallah öyle bir ateş çıkarıyorlar ki içlerine volkan var sanırsınz.

2.gün ilk durağımız Little India oldu. Singapur’da bir çok etnik grup olduğundan her grubun kendi mahalleleri var. Burada kendinizi Hindistan’da sanabilirsiniz, her yer rengarenk binalarla dolu, her sokakta bir tapınak görmek mümkün. Mustafa Center denilen alışveriş merkezinin ismini gitmeden önce duymuştuk. Herşeyi bulabileceğiniz bir alışveriş merkezi 24 saat açık.

Bu arada tesadüf yolda bir cenazeye denk geldik. Aracın her yeri süslemişler içinden gelen yoğun tütsü kokusu ortalığı çok fena kokutmuştu. Ölüyü cilalanmış çok güzel bir tabutun içine koymuşlar götürüyorlardı. Herkes aracın etrafında, önünde, arkasında yürüyerek araca eşlik ediyorlardı. Cenaze çinlilere mi, malaylara mı yoksa hintlilere mi ait çıkaramadık bizde onlarla gidelim istedik ama vakit sıkıntısı yüzünden buradan Chinatown’a geçmek zorunda kaldık.

Çin mahallesi çok görülmeye değer bir yer değilmiş. Sokağın girişini o Çin’in meşhur kırmızı fenerleriyle süslemişler. Tüm dükkanlarda çin malı ürünler satılmakta. Burada da bir kaç resim çekilip ara sokaklarını gezdikten sonra artık vakit Sentosa Adasına gitme vakti dedik

Sentosa adasına gidiyoruz ve tabi ki ada deyince akla ilk gelen iki unsur deniz ve kum. Sentosa’ya giderken adaya teleferik ya da otobüsle geçme imkanınız var. Biz teleferik’i tercih ettik. Ve tahmin edeceğiniz gibi bizim teleferiklerle alakası yok. Denizin üstünde çok yüksekten geçiyoruz ve aşağıdaki devasa cruise gemilerinin üzerinden geçerken bir sürü fotoğraf çekiyoruz, teleferiği sallayıp birbirimizi korkutuyoruz.

Adaya vardıktan sonra boynumuzda fotoğraf makinesi elimizde tripod her köşeye kurup kurup fotoğraf çekiyoruz.

Deniz çok sıcak kumsa çok yumuşaktı. Fotoğraflarda gördüğünüz gibi muhteşem bir tabiat ortamı var. Ağaçlar, köprüler, deniz, kum ve fotoğraf çekmeye müsait sayısız manzara. Havanın sıcaklığıyla ilk olarak denize giriyoruz fakat deniz içeride kaldığı ve akıntı olmadığı için maalesef alışkın olduğumuz uzak doğu denizlerine göre kirli sayılabilir.

Ada da toplam 3 tane kumsal var. Bunlar; Siloso, Palawan ve Tanjong.

Biraz denizde vakit geçirdikten sonra kısa zamanımızı değerlendirmek için adayı gezmeye ve fotoğraf çekmeye başlıyoruz. Adanın her bölgesinde otobüsler mevcut bunlara binerek ücretsiz istediğiniz kumsala gidebiliyorsunuz. Sürekli kumda yürümek zorunda olduğumuz için epey bir yorulduk. Ada içi ulaşım için buradan harita edinebilirsiniz.

Singapur’a veda ediyoruz. Yarın sabah yolculuğumuz Langkawi adasına.

Summary
Article Name
2010 Yılı Singapur Gezimiz
Description
2010 yılı yaz tatilimizin ilk durağı Singapur oldu. Açıkçası bir önceki sene Uzakdoğu'nun en güzel adalarını görmeme rağmen Singapur'u ayrı bir merak ediyordum. Neslihan daha önce gitmişti ve ben işlerim dolayısıyla ona eşlik edememiştim. Gelişmiş bir ülke oluşu, adası ve şehrin yaşam koşullarının yanı sıra belki de hayvanlara merakımdan dolayı dünyanın en büyük hayvanat bahçesi ve gece safarisine kitlenmiş yola koyulmuştuk. Tabi Neslihan'ın sürekli Singapur anılarını anlatmasının bana verdiği gazın da etkisi yok değildi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here