Yoga ve yoga pratikleri hakkındaki yanlış anlaşılma yüzünden bir çok insan önünde pek çok engel görüyor. Yeterince esnek olmadığını düşünmek, yeterince genç olmadığını düşünmek, erkekler yoga yapmaz, estetik bir vücudum yok gibi yanlış anlaşılmalar söz konusu.

Aslında yoga herkes içindir. Yoga yapmak için ne cinsiyet ne yaş, ne şekil, ne güç sahibi olduğunuzun önemi yoktur. Fiziksel veya duygusal sıkıntılarınız olsa bile yoga yapmak bir engel teşkil etmez. Çünkü yoga kendine değer veren, kendi beden ve zihin bütünlüğünü önemseyen herkes içindir. Yani bireysel dönüşüme giden bir yol gösterici, yönlendiricidir.

Yoga insanların ahlak ve değer sistemlerinin evrilmesini sağlar. Daha az şiddetli olmamızı, kendimiz ve diğerleriyle bağlantı içinde olmamızı sağlar.

Yoga Nedir? Yazımızı okuyup detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz.

Yoga ile hem fiziksel hem de psikolojik ızdırabımızı sona erdirmek mümkündür. Ancak yanlış anlaşılmaya mehil vermemek için ızdırabın bir acı olmadığını hatırlatmak istiyoruz. Fiziksel acı yaşıyorsak bundan kurtulmak mümkün değil. Yani bu şu demek; günü gelecek hastalanacak, günü gelecek öleceğiz. Ya da yakınımız hastalandığında veya öldüğünde üzüleceğiz, deprem olduğunda korkacağız. Negatif hisleri silip atmaktan da bahsetmiyoruz. Tabi ki bu durumlar karşısında üzüleceğiz. Bunların önüne geçmek söz konusu olmadığı için yoga ile bunları ortadan kaldırma düşüncesi de akıl karı değildir. Zaten sağlıklı bir sistemin işlemesi bu şekilde ilerler. Bahsettiğimiz ızdırap, acı ile olan ilişkimizdir.

Budist öğretmen ve yazar olan Stephen Batchelor yoga pratiğini “Doğru tepkiyi verebilmek” olarak tanımlar. Bu şu demek sinir sistemimiz ne kadar zayıf ya da ne kadar güçlüyse buna göre yaşadığımız olay karşısında tepki veriyoruz. Mesela yaşadığımız üzücü veya korkutucu bir olay karşısında üzülmez ya da korkmazsak duygularımızı bastırmış oluruz ve bu da nevrotik duygulara yol açar. Doğru tepkiyi ancak sinir sistemimiz regüle olduğu takdirde verebiliriz. Ki bunu da yoga sayesinde bunları dönüştürme fırsatı bulabiliyoruz ve şifalanıyoruz.

Bernie Clark’ın tarifiyle yoga dikkatin geliştirilmesidir.

Esasen yoga, dikkatin geliştirilmesidir. Tutumumuz kendimizi ve yaşamımızı nasıl deneyimlediğimizi büyük ölçüde etkiler. Yoga sayesinde bedenimiz ve dokularımız forma girdiği gibi nefesimiz, enerji kanallarımız ve zihnimiz formsuzluk içindedir. Gerçekliğin bu iki yönü birbirinden kopmaz bir şekilde etkileşim halindedir. İşte bunlar yaşamın Yin ve Yang’larıdır.

Yoga’da kabadan inceye bir yolculuk hakimdir. Bu yolculuğa önce bedenimizle başlarız. Yani önce asanalar/hareketler ile yoga pozları yaparız. Yang tarafı da budur. Sonra daha derinlere inmek isteriz. Nefes alışımıza dikkat ederiz, nefes ile beden bütünlüğünü, değişen duygu ve bedensel duyumları far ederiz. Bu da Yin tarafıdır.

Belki haftanın belirli günleri yoga yapıyorsunuz ve kendinizi yogi olarak tarif ediyor olabilirsiniz. Önemli olan bunu demekten ziyade enerji akışında bir artış olup olmadığını, fiziksel bir rahatlamaya erişip erişmediğinizi fark etmek, bunu deneyimlemektir.

Estetiğine önem verip popüler olmak için mi yapıyorsun yoksa yoga metinlerini okuyup, yoga’yı günlük yaşamına dahil edebiliyor musun, işte en kritik nokta budur. Yoga sadece matın üzerinde yaşanan bir deneyim değil. Asıl dönüşümü yaşamın her anında hissettiren bir dönüşüm yaşamanızı sağlar.

Namaste

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here