Singapur vize istemeyen ülkeler arasında yer alıyor. En az 6 geçerli bir pasaport olması yeterli. Dolayısıyla biz de THY’den millerle biletlerimizi alarak Endonezya ve Malezya toprakları arasına sıkışmış, küçücük bir ada devletine doğru yola koyulduk. Tabi gitmeden önce detaylı bir ön hazırlık yaparak.

Ülke ekvatora yakın olduğu için yılın her ayı sıcak.

Bu şehir ülkesinin yasakları da insanı şaşırtır cinsten. Sakız çiğnemek yasak, marketlerde sakız bulamazsanız ancak eczanelerden alınabiliyormuş. Yürüyerek sigara içmekte yasak. Sokakların belirli köşelerine konulmuş çöp kutularının yanında içilebiliyor ancak.

Singapur İngiliz sömürgesi altında kaldığı için trafik bizimkinin aksine tersten işliyor. Ve herkes İngilizce biliyor. Ulaşıma gelince halkın hepsinde bizdeki pasoya benzer kartları var otobüse binerken ve inerken kartı gösteriyorlar ve mesafeye göre ücret yazıyor.

Turistler içinde 1, 2 ve 3 günlük ulaşım kartları mevcut. 1 günlüğü 18 SGD, 2 günlüğü 26 SGD, 3 günlüğü ise 34 SGD.

Havalimanından şehir’e ulaşım için MRT’i (metro) kullanmak en mantıklısı. Hem fiyat olarak uygun hem de konforlu. Sadece havalimanından şehir merkezi için değil, çok ufak bir ülke olduğu ve her yerde MRT’nin bulunmasından dolayı şehir içinde dahi en kullanışlı ulaşım yolu.

Bizde MRT’i kullanarak otelimizin bulunduğu Orchard Caddesine geldik ve otele yerleşmemiz akşamı buldu. İnsan onca saat yol geldikten sonra bir an önce otele yerleşip kendini dışarı atıp gezmek istiyor.

Veeee işte meşhur Orchard Caddesindeyiz. Geniş bir cadde ve sadece tek yön olarak kullanılıyor. Caddede bir çok alışveriş merkezi var ve tüm ünlü markaların mağazaları. Bizdeki Bağdat Caddesinin çok daha gelişmişi anlayacağınız. Otelimizin hemen yanında bulunan Takashiyama alışveriş merkezinin en alt katında pazara benzer bir görüntü hakimdi.

Yine otelimizin yakınında bulunan Singapore Visitor Center’a gidip nasıl turlar olduğu bakalım dedik.Broşürlerde Singapore Night Safari, Bird Park ve Zoo turu gözümüze çarptı. Yetkili birine danışıp bir günde bu 3 yeri gezebilir miyiz diye sorduğumda 1 günde biraz zor olur cevabını almama rağmen ertesi gün bu 3 yere gitmeye karar verdim.

Ertesi gün Orchard caddesinde bulunan konakladığımız Park Hotel’in önündeki durakta aracın gelip alması için beklemeye başladık. İşte karşıdan gelen her yerinde ağırlıklı olarak kuş ve diğer hayvan resimleri ile etiketlemiş araç bizi almaya gelmişti.

İlk durağımız Bird Park oluyor

Bahçenin girişinde dalların üzerinde misafirleri bekleyen papağanlar karşılıyor bizi. Bahçenin içinde değişik değişik çiçek bahçeleri de var. Genelde orkide yoğunluğu fazlaydı.

Fuji Hawk Walk’a oradan da Pools Amphitheatre’e gidip şahinlerle yapılan gösteriyi izliyoruz. Bu da yetmiyor bu sefer flamingoların gösterisini izliyoruz. Gösteriler birbirinden güzeldi. Alanda tabelalar gezmemiz için bize çok yardımcı oldu. Gezilmesi gereken yerleri sırasıyla tabelalar sayesinde gezdik. En son uğradığımız yer şaşırtıcıydı. Asma bir köprü yapmışlar orman tamamen ayaklarımızın altında kalıyor. Her yeri tel filelerle kaplamışlar. Her yerde ayrı güzellikte kuşlar uçuşuyordu. Kuş parkında tuvaletlere mutlaka girin dizaynı çok doğaldı

Hayvanat bahçesine vardığımızda saat 14:00 dü. Zaten hayvanat bahçesiyle Gece Safarisi yan yana. Bahçeyi ağır ağır gezmeye başladık. Beyaz kaplandan su aygırına, kutup ayısından tapir’e kadar bir çok canlıyı görüyoruz. Özellikle maymunları izlerken çok keyif aldık.

Ayrıca hayvanat bahçesine girmeden önce aldığınız broşürlerdeki gösteri saatlerinde bu gösterilere katılmayı ihmal etmeyin. Fil gösterisinden fok balığı gösterisine kadar bir çok gösteri yapılıyor. Vakit darlığından biz ancak bu 2 gösteriye katılabildik. Fil gösterisini sakın kaçırmayın. Akıl almaz bir şov sergiliyorlar.

Hayvanat bahçesinin kapanış saati yaklaştıkça insanlar gece safarisine yığılmaya başlıyor. Safarinin girişinden dümdüz ilerlediğinizde amfi tiyatro’ya varabilirsiniz. Safariye çıkmadan önce burada muazzam gösteriler yapılmaktadır. Bizim şahit olduğumuz; gösteri başladı adamlar ellerinde koca koca yılanlarla insanları eğlendiriyor, korkutuyor derken hemen önümüzdeki sıraya geldiler ve oturanların kalkması rica edildi. Meğer gösteri boyunca koca bir kobra yılanı önümüzde duruyormuş. 3 kişi yılanı ancak taşıyabildi. Kocaman bir şeydi. Artık Safariye gitme vakti. İsterseniz safari için özel araçlara binip geziyorsunuz isterseniz yürüyerek. Bizde yürümeyi tercih ettik. Flaşlı çekim kesinlikle yasak bu arada. Hayvanlar kendi alanlarında etrafında her hangi koruma olmaksızın öylece duruyor. Biz de elimizi kolumuzu sallayarak geziniyoruz. Asıl macera şimdi başlıyor. Yolumuzu kaybettik. Dönüyoruz, dolaşıyoruz hep aynı yere çıkıyoruz bir allahın kulu da yok etrafta öylece kaldık. Meğer biz büyük baş hayvanların olduğu bölgeye kadar yürümüşüz. Buraya sadece safari araçları girebiliyor. O anda şansımıza bir araç geçerken bizi de aldı. Şimdi sıra büyük baş hayvanları görmeye geldi. Yürüyüş yaptığımız alanda bir çok kişi olduğu için tam safari havası hakim değildi. Araca bindikten sonra devasa büyüklükteki hayvanları görünce işte asıl Safari bu dedik. Flaş kullanmamız yasak olduğu için hiç resim çekemedim ne yazık ki.Koştur koştur sabahtan beri geziyoruz hepimiz çok yorulduk. Yarın sabah Sentosa Adası ve şehri turlayacağımız için otele varız varmaz derin bir uyku çekiyoruz.
Sabah Metro’ya binerek Harbourfront’a gidiyoruz ve B çıkışından çıkarak teleferikle Sentosa Adasına geçiyoruz.

Ada da toplam 3 tane kumsal var

Siloso Beach : Akvaryumun bulunduğu kumsal.4 boyutlu sinemayı da ilk defa burada izlemiştik. Yine yunus gösterisini de bu kumsal’ da özel yapılan alan da izleyip yunuslarla yüzebilirsiniz.

Tanjong Beach

Palawan Beach : Denizin üstünde sallanan asma köprü bulunuyor. Köprüden karşıya geçip karaya ayak bastığımda deprem oluyor sandım aynı tepkiyi benim gibi bir kadın daha gösterdi. Meğer o da türkmüş : )

Biraz da yüzüp denizin tadına vardıktan sonra Songs Of The Sea’i izlemek istedik. Yer kalmamıştı içerise inanılmaz bir performans sergilendiği mukakkak. Müzik eşliğinde ışık ve su gösterisi yapılıyor.Sentosa Adasında günü bitirip otele dinlenmeye gidip ardından otelin altında bulunan cafe’de bir güzel karnımızı doyurup Orchard’da caddesine yürüyüşe çıktık.

Sabah yine erkenden kalkarak son günümüzü Little India ve Chinatown’a ayırdık. Metro ile bu bölgelere ulaşmak en basiti.

Şu çok methedilen Mustafa Center’a bir gidelim dedik. Sokak arasında bir alışveriş merkezi içerisi bit pazarı gibiydi ne ararsanız ıvır zıvır anlamında vardı. Elimiz kolumuz boş çıkıp yolumuza devam ediyoruz.

Little India’da ziyaret ettiğimiz tapınak bölgenin en önemli tapınağı olan Sri Veeramakaliamman Temple.

Little India durağında inip Serangoon caddesine doğru gidiyoruz. Bu tapınak Bengali işçileri tarafından 1855 yılında yapılmıştır. Giriş ücretsiz olup her hindu tapınağında olduğu gibi burada da içeri girmeden önce mutlaka ayakkabılarınızı çıkartmalısınız.

Sokak aralarında bir çok tapınak gördük ama içeride kimseler olmadığı ve bazılarının da kapalı olması yüzünden içeri girmedik. Yine metroya binip Chinatown’a gittik. İlk ziyaretimizi metro istasyonuna 2 dakika yürüme mesafesinde bulunan Sri Mariamman Tapınağına yaptık. Burası Singapur’daki en eski tapınaklardan bir tanesidir. Tapınağa girdikten sonra ibadet zamanı başlamıştı müzikler eşliğinde herkes sıraya girmiş putların bulunduğu özel bölümlerdeki perdeler açılarak tütsüler yakıldı. Putların üzerlerinde gezdirilen tütsülerin külleri her hintlinin alnına sürüldü. Ayin bittikten sonra hazır soyulmuş meyveler putlara sunuluyor. Enteresan ve hiç bir anlam vermediğim bir ibadet şekliydi.Hindu tapınağından sonra hemen yanında bulunan Masjid Jamae Chulia’a gittik.

Çin mahallesinde de çin tapınakları dışında herşey var diye düşünürken nihayet bir çin tapınağı gördük. Sri Mariamman Tapınağını sağınıza alıp caddenin aşağısına doğru yürüyünce ileride sağda Sago St. var tapınak bu sokakta yer alıyor. Buddha Tooth Relic Temple and Museum.

Metroyala gelecekseniz Chinatown metrosunun A çıkışından çıkabilirsiniz. İçeri şortla sokulmadık, girişte hepimize etek gibi bir şey verdiler. Giriş ücreti burada da yoktu. Haftanın her günü açık olan tapınağın giriş saatleri sabah 7’den akşam 7’e kadar. Toplam 5 katlı olan binanın her katında farklı bölümler var. Müze, eski eserlerin sergilendiği özel kat, 10.000 budanın bulunduğu yer gibi.

Gezilmesi ve görülmesi gereken en önemli tapınaklara ziyaretimizi yaptık. Dediğim gibi sokak aralarında da tapınaklar mevcut ama dilerseniz tabi fazla gününüz de varsa bunları da gezebilirsiniz ama ben tavsiye etmem. Zaten hindu tapınaklarının hepsi birbirinin neredeyse aynısı.

İşte 3 günlük Singapur gezimizin sonunda geldik. Çok temiz, düzenli ve gelişmiş ufacık bir ülke olan Singapur’a 3 günde doyamadım. Bakalım belki bir daha gitmek nasip olur.

Summary
Article Name
2009 Yılı Singapur Gezisi
Description
Singapur vize istemeyen ülkeler arasında yer alıyor. En az 6 geçerli bir pasaport olması yeterli. Dolayısıyla biz de THY'den millerle biletlerimizi alarak Endonezya ve Malezya toprakları arasına sıkışmış, küçücük bir ada devletine doğru yola koyulduk. Tabi gitmeden önce detaylı bir ön hazırlık yaparak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here