SEARCH

Ege Akdeniz Turu

Ege Akdeniz Turu

Ramazan ayında herkesin malumu insanlar pek evlerinden çıkmazlar. Çalışanlar evden işe işten eve modundayken evde oturanlar da gezmek için bayramı beklerler. Biz de dedik ki madem insanlar bayramı bekliyor, madem sonrasında uzun bir yaz mevsimiz var, o zaman henüz plan yapmayanlara rehber olmak, biraz da ilham vermek için güzel bir Ege Akdeniz Turu rotası çıkalım dedik. Mayıs’ın ortasına gelen bu günlerde hava günden güne ısınacağı için Akdeniz’den başlayalım ki biz yukarı çıktıkça yaz peşimizden gelsin dedik. Nasıl çok akıllıca değil mi 🙂

Yazımızın en başından belirtelim. Bu makalemizde Mayıs ayında gerçekleştirdiğimiz ve adım adım izlediğimiz rota yazmaktadır. Biz neler yaptığın yanı sıra gittiğimiz bölgelerde de yapabileceğiniz her şeyi elimizden geldiğince eklemeye çalıştık. Akdeniz – Ege rotası yapacak olanlara çok güzel bir kaynak olacağını düşünüyoruz. Şimdi siz makalemizi okuya durun. Biz de sizin için şöyle güzel bir Ege rotasına çıkalım 😉

Burdur

Aslına bakarsanız Akdeniz’den başlamamızın sebeplerinden biri de uzun zamandır planladığımız ama bir türlü denk getiremedğimiz Türkiye’nin Maldivleri lakaplı Salda Gölü’nü artık görmekti. İstanbul’dan Kütahya yolu üzerinden çıktık yola. Tabi çok geç olmadan akşam saatlerinde Antalya’da olmak istediğimizden ve Salda Gölü’de bizi yoldan saptıracağından erkenden yola koyulduk. Neyse her ne kadar baştan böyle yapmamaya karar versek de yine bol molalı bir yolculuk olmaya başladı.

Bu arada Burdur’a geldik gelmesine ama hiç Salda Gölü tabelası göremiyoruz. Yahu burası bu kadar ünlü olmuş bir Allah’ın kulu şuraya bir tabela koysa. Navigasyona giriyoruz olmuyor, köylülere soruyoruz orası başka bir alem şaştık kaldık bu işe!

Ama tabi gezgin insanların bir yere bulamama ihtimali yok uzun ara yollardan, köylerden vs geçerek en sonunda sıklaşan Salda Gölü tabelaları eşliğinde hedefimize ulaştık. Hava da şansımıza nasıl güzel Allah dedik şimdi burada ne güzel fotoğraflar çekeriz hatta göle bile gireriz.

Bakın abartmıyorum arabadan indik daha bagajdan eşyalarımızı alıyoruz hava bir döndü bir patladı sanki Ocak ayındayız. Gözlerimize inanamadık birbirimize bakıyoruz. Gölün kıyısına arabayla girmeyi yasaklamışlar mecbur arabayı park edip yürümeye başladık. Tabi bu arada ıslanmamak ve üşümemek için üstümüzü sardığımız havluları tutmayı bırakın biraz daha zorlansak biz uçacağız. Ama yemin etmişiz ya buraya kadar gelip eli boş dönmek yok.

Bu arada her sahilde olduğu gibi kıyıya yaklaşınca ilk ayak sokulur ya, tabi bizim de her zaman ki ritüelimiz budur e tabi canım ne de olsa biz de insanız. Bakın sıyun soğukluğunu anlatmak mümkün değil o kadar söyleyelim. Neyse pozlar verildi sanki hava çok güzelmiş gibi moda girildi falan filan derken artık dönebiliriz. Tam arabaya eşyaları yükledik hadi şurada bir şeyler içelim öyle gideriz dedik. Esnafla biraz muhabbet ediyoruz, bize köylerini gösteriyorlar, bugüne kadar kira vermeden nasıl burada takıldıklarını ama şimdi başlarına kira çıktığını anlatıyorlar 🙂 yahu kira da neymiş çökeceksin kalacaksın di mi en güzeli bu 🙂 Bu muhabbetin en karlı yanı biraz vakit geçince hava tekrar açtı. Güneş de ortalığı ısıtınca keyfimiz bir yerine geldi sormayın. Ama tabi sil baştan her şeyi tekrar yapınca bizim saatler şaştı yapacak bir şey yok bu da işimizin cilvesi. Burdur’da yapılacaklar Salda Gölü’yle sınırlı değil. Eğer vaktiniz bolsa mutlaka Salda’dan 113, Isparta’dan 18 km uzaklıktaki Sagalassos Antik Kentine ve Burdur’dan 13 km uzaklıktaki İnsuyu Mağarası’na gitmelisiniz.

Antalya

Tabi sonuç olarak biz Antalya’ya biraz geç ulaştık ama olsun Antalya’nın gecesi de ayrı bir güzel. Lara ‘nın keyifli mekanlarından birinde güzel bir akşam yemeği yedik. Ama artık dinlenmemiz lazım çünkü yarından itibaren yoğun bir maraton bizi bekliyor. Sabah kahvaltıdan sonra Köprülü Kanyon’a doğru yola koyulduk. Akdeniz’in doğusuna doğru yol aldıkça hava 35-36-37 diye ısındıkça ısınıyor. Keyifli yollarda gittiğimiz için sıkıntı yok eğleniyoruz moraller tavan. Aslında ilk plan kanyonda ve köprüde bir kaç fotoğraf çekip başka noktalara gitmekti. Ne kadar çok yer olursa bizim için o kadar iyi. Ama Köprülü Kanyon’a kadar gelip rafting yapamamak olur mu? Olmaz tabi. O çivi gibi su yok mu hele ki diğer rafting yapanlar kürekle ıslatmıyorlar mı bak direk kavga sebebi 🙂 Zaman zaman ıslanarak zaman zaman üşüyerek ama çok eğlenerek parkuru bitiriyoruz. Ama finalde alabalık ziyafeti yok mu işte o da ayrı bir keyif.

Bu arada bizim çok acele etmemiz lazım. Çünkü adı sanı pek duyulmayan hatta yerel halkın bile pek bilmediği, adını duysa da gitmediği Tazı Kanyon’una gitmek istiyoruz. Kime sorsak çok zor, yol uzun, acaba orası mıydı burası mıydı gibi muallak cevaplarla motivasyonumuz düşmedi değil. Ama biz inat ettik mi ederiz en sonunda bir köylü rehberi ayarlayıp zor da olsa Tazı kanyon’una ulaştık. Size bir şey diyelim mi iyi ki inat etmişiz de gitmişiz. Bakmaya doyamadık manzaraya. Şuraya yazıyoruz yakında burayı çok duyacaksınız.

Antalya’da yapılacaklar tabi ki yukarıda yazdıklarımızla sınırlı değil. Eğer bir kaç gününüzü buraya ayırırsanız ve aşağıda belirttiğimiz yerleri rotanıza eklerseniz unutamayacağınız bir tatil geçireceğinizin garantisini veriyoruz. Sırasıyla izlemeniz gereken rota; Düden Kıyı Şelalesi, Düden Şelalesi, Kurşunlu Şelalesi, Aspendos Antik Kenti, Manavgat Şelalesi, Köprülü Kanyon, Tazı Kanyonu, Uçansu Şelalesi.

Yine hareketli bir gecenin sabahında tekrar yola koyuluyoruz.  Gece konaklama Olympos’ta olduğu için artık batıya doğru yolculuk başlıyor. Yol üzerinde Phaselis’e uğramadan olur mu hiç tabi ki olmaz. Önceki girişte ufak bir hengame yaşadık. Nasıl mı anlatalım efendim. Girişte sizlerin de malumu para istiyorlar. Müze kartı olan vermiyor. Bizim de aslında müze kartımız var ama evde unutmuşuz. Diyoruz ki kardeşim bu karta numara veriyorsunuz sisteme işliyorsunuz nasıl oluyor da göremiyorsunuz verdirtmeyin bize tekrar para. Yok arkadaş bu bürokrasi adamı kanser eder mecbur yeni bir kart aldık girdik içeri.

Deniz sıcak ortam nezih yani tam bize göre hemen geçiverdi gerginliğimiz. Ama tabi oradan oraya fotoğraf çekme telaşında yerimizde iki dakika oturmak kısmet olmadı. Olsun yine de güzel vakitlerdi şu yazıyı yazarken keşke yine orada olsak diye aklımızdan geçmedi değil.

Artık yola devam etme zamanı biraz Kemer’e bakalım Göynük kanyon’una girmeden olmaz şurada gözleme yiyelim derken saatler su gibi akıp gidiyor. Biz de akşam saatlerinde Olympos’a varmış bulunuyoruz. Tabi en sevdiğimiz Alaturka Pansiyon’a. Bize en huzur veren adres diyebiliriz. Eskiden Olympos deyince akıllara sadece gençlerin eğlendiği, daha doğrusu kudurduğu bolca içki içilen kendine münhasır bir tatil köyü gelirdi. Ama artık öyle değil. Nezih mekanlar, aile pansiyonları, daha kaliteli eğlence anlayışının yanı sıra doğal güzellikleriyle de öne çıkıyor Olympos. Antik kentin içinde bulunan sahile zaten diyecek bir söz yok en eğlenceli sahillerden biri olsa gerek. Türkiye’de Adrasan sahilinden denize açılan teknelerle turlara katılabiliyorsunuz. Hele Sulu Ada yok mu gitmediğimiz bir sene olursa büyük kayıp sayarız. Çevrenin en güzel koylarını gezdiren başka bir tur daha var ki o da olmazsa olmaz. Korsan Koyu desen sanki size özel koy yapmışlar gibi.   Bir de cesareti olanlar için Gelidonya Fener’i yürüyüşü var ki yürüyüş için çok çeşitli rivayetler var kararı size bırakıyoruz 🙂

Antalya çevresinde gezilecek yerler listemiz; Antalya’dan ayrılmadan önce Güver uçurumuna gitmenizi tavsiye ederiz. Henüz çok bilinen bir yer değil. Tazı Kanyonunu anımsatan bir yer. Henüz insanlar doluşmadan keşfederseniz keyfini daha iyi sürersiniz. Güver uçurumundan sonra Phaselis Antik Kentine gidebilir. Ve antik kenti gezdikten sonra kent içindeki birbirinden güzel üç kumsaldan birinde keyif yapabilirsiniz. Bu rotayı ancak bir gün de tamamlayabilirsiniz. 

Adrasan Tekne Turları : Diğer gün yapmanızı tavsiye ettiğimiz yer Adrasan’dan kalkan tekneler ile Suluada turuna çıkmanız. Eğer Suluada’ya daha önce gitmiş olanlarınız varsa bir başka bot turu tavsiyemiz ise Koylar turudur. Suluada kadar keyif veren yerlerden biridir. Hatta ikisi arasında kıyas yapabileceğimiz tek şey. Suluada turunun olmazsa olmazı Suluada’dır. Tur boyunca Suluada ve çevresi geziliyor. Ama Koylar turunda birbirinden güzel değişik koylara gidiyor (Ceneviz Koyu, Korsan Koyu, Sazak Koyu..) Ve hepsinde farklı renklerde denize girme imkanınız oluyor. Yani şimdi ona ya da buna gidin diyemeyeceğiz. Ama gün sıkıntınız yoksa bir günü Suluada’ya diğer günü de Koylar turuna ayırın.

Olympos’ta Yapılacaklar : Olympos’ta başlıca yapmanızı önerediğimiz şey Olympos Quad Safari’nin sahibi Kazım ile mutlaka ATV turu yapmanız. Tur boyunca gezeceğiniz rotada çok eğleneceksiniz. Rotanın üzerine Kazım’ın enerjisini de eklersek anlatılmaz, yaşanır cinsten bir gün geçireceksiniz 🙂

Olympos’ta denize sıfır otel yok. Antik kent içinden denize ulaşım mümkün. Denizin berraklığını, temizliğini anlatmamıza gerek dahi yok. Antik kenti gezmek ve denize girmekle kalmayın. Deniz kıyısına vardıktan sonra hemen solunuzda kalan dağa veya sağ taraftan denizi takip ederek sağ taraftaki dağa tırmanıp manzaranın keyfini çıkarmayı sakın unutmayın. Olympos yakınlarında yapılacak diğer aktivitelerden biri de Çıralı Yanartaş’a çıkmaktır. Biz bunu 10 yıl önce yaptığımız için bu sefer çıkmadık.

Daha durun Olympos çevresinde yapılacaklar bitmedi. Neslihan bu rotayı çıkarırken daha en başında sizi Olympos’a kimsenin bilmediği bir yere götürücem deyip duruyordu. Neymiş efendim çok sakin, insanın olmadığı müthiş bir koymuş. Ama gidince anladık ki Neslihan haricinde burayı herkes biliyormuş 🙂 Koyumuz “Korsan Koyu” Adrasan Koylar turunda da uğranılan noktalardan biri burası.

Eğer Koylar turuna tekneyle gitmeyecekseniz. Tavsiyemiz aracınızla önce Korsan koyuna geçmeniz. Korsan koyuna ziyaretini sakın öğleden sonraya bırakmayın. Çünkü güneş çekildiğinde denizin rengini anlamanız pek mümkün değil. Güneş ışığının denize vurduğu zaman bu koyun güzelliğine bakmaya doyamayacaksınız. Korsan Koyundan Sazak koyuna da gidip burada da denize girebilirsiniz. Günü tamamlamak için de bu noktadan Gelidonya Fenerine tırmanmanızı tavsiye ediyoruz. Tırmanış süresiyle ilgili net bilgi edinemedik. Kimi 45 dakika kimi 1,5 saat sürüyor dedi. Siz bunun ortalamasını hesaplayıp gün batmadan tırmanmış olun gün batımını yukarıda görün ve akşam zifiri karanlığa kalmadan dönün. Burası ayrıca Likya’nın en güzel yollarından da biri olarak biliniyor.

Kaş

Artık yavaş yavaş Ege’ye tırmanma vakti başlıyor. Aslında ilk durak Kaş-Kalkan. Yani Akdeniz’den henüz kopmayacağız. Kaş‘ın biz de yeri ayrıdır. Çoğu hayalperest gibi biz de şu İstanbul’u terk edip buraya yerleşelim diye defalarca hayal kurmuşuzdur. Hem Akdeniz’in o boğucu havasının olmaması hem de tam bir küçük Ege kasabası görüntüsünün olması bizi hep kendine çekmiştir. Ahh şurada bahçeli bir evimiz olsa diyen kaç kişi varız.

Bu seferki konaklamamız Kalkan’da. Önünden kaç kere geçmişizdir sayamadık ama Kalkan’a bir kere bile girmek kısmet olmamıştı. Bizi davet eden Villa Mahal sahibi İpek Hanım ve Genel Müdür Emil Bey’e ne kadar teşekkür etsek az yoksa bir tarafımız eksik kalırmış.

Muhteşem bir konaklamanın ardından sabahtan Kaş’a doğru inelim dedik. Zaten akşamımız heba olmuştu. Niye mi? Yahu niye olacak orada şu var , aman burada duralım fotoğraf çekelim , şunu da atlamayalım derken Olympos’tan Kaş’a gelene kadar neredeyse gece oldu. Bu günü de heder etmeyelim diye biraz daha temkinliyiz. Tabi yol üzerinde 150.kez Kaputaş Plajına uğramazsak olmaz di mi? Bizce de olmaz ama bu sefer o merdivenleri inip çıkacak hal yok. Aslında hal olmasına olur da yukarıdan baktık ve o dev dalgaları görünce bu bir işaret dedik ne mutlu bize.

Kaş’a geldin mi bize göre olman gereken yer Çukurbağ Yarımadasıdır. İnce boğaz, Büyük çakıl, Küçük çakıl plajları derken en efsane yer olan Hidayet’in Koyu’na atıyoruz kendimizi. Bu tür denizi anca uzak doğuda görmek mümkündür. Hani cam gibi derler ya aynen öyle, ah biraz daha sıcak olsa. Gerçi bizim gibi sıcak deniz sevenler panik yapmasın, henüz Mayıs ayının son haftasındayız tam olarak yaz mevsimine bile girmedik, yaz geldi mi kıvamını bulur.

Kaş Çukurbağ bölgesindeki kumsallar Hidayet’in Koyu Plajı ve İnceboğaz plajıdır. Kaş merkezdeki plajlar ise Küçük Çakıl, Büyük Çakıl’dır. Kaş’tan Kalkan’a doğru giderken ilk kumsal Akçagerme sonrası Seyrek Çakıl Plajı ve ondan sonraki de Kaputaş’tır. Biraz daha ileri gidip (Kaputaş’tan yaklaşık 22 km) Patara kumsalını, Antik Kentini ve kum tepelerini de ziyaret etmenizi öneririz.

Akşam oldu mu artık bizim kapı önü, sokak arası, balkon altı gibi fotoğraf ritüellerimiz başlar. Kaş’a bir çok kez gelmemize rağmen şimdiye kadar hep koşuşturma halindeydik. Bir de ilk defa sezon tam başlamadan geldiğimiz için sakinlik için de bizim de rahatlığımız söz konusu. Vakit de bolken doyasıya bırakıyoruz kendimizi Kaş sokaklarına. Bir şey itiraf edelim gerçekten geç kalmışız bize hiç yakışmadı. Kaş‘ı tüm dokusuyla gezince insan daha başka seviyor burayı. Bu arada Kaş’a kadar gelmişken özellikle Kekova tekne turu ve Saklıkent Kanyon turuna katılmayı ihmal etmeyin. Diğerlerini sizin keyfinize bırakıyoruz zaten kendinizin de arabanız varsa kolayca ulaşabileceğiniz yerler.

Bir de unutmayın güzeller güzeli Kaş’ı tepeden görmek ve gün batımında renk cümbüşleriyle birleşen haline şahitlik etmek isterseniz Uyuyan Dev Dağı’na çıkmayı ihmal etmeyin.

Fethiye

Bundan iki sene önce size Yediburunlar’dan bahsetmiştik. Fotoğraflarımız yayınlandığı andan itibaren mesaj yağmuru başlamıştı. Resmen bulutların üzerine inşa edilmiş bir cennet. Anlatılmaz yaşanır dedikleri burası olsa gerek. Hele bir de buranın inşaat hikayesini dinleseniz kesinlikle film olacak cinsten. Yolu biraz sapa, bazen nevigasyon bile çaresiz kalıyor ama merak etmeyin sora sora Bağdat bulunur. Bir manzara hayal edin ,hayalinizin içine olabilecek en güzelini koyun işte tam oradayız.

Likya yolu üzerinde harika iki gece geçireceğiz. Üstelik bu sefer sadece manzaradan manzaraya fotoğraf çekme peşinde değiliz. Cennet Koyu manzarasına karşı kaya tırmanışı yapacağız. Daha önce Olympos’ta deneyimlediğimiz kaya tırmanışı aktivitesi için artık daha tecrübeliyiz ama ah bir de o ayakkabılar olmasa. Öyle bir sıkıyor ki insan insana bu eziyeti yapmaz ama bu işin de kuralı buymuş ne yapalım. 

Neyse heyecanlı heyecanlı köylerden geçip Yediburunlar’a yaklaşırken arabada bir gariplik fark ettik ve bir de baktık ki lastik patlamış. Köy yolu bittikten sonra Yediburunlar’a ulaşmak için toprak bir yol vardır. Yol yok bir de ışık mı olacak zifiri karanlığı varın siz düşünün. Tabi ilk defa geç kaldığımıza pişman olduk. O kadar oyalanınca gece karanlığına kaldık ve arabayı o halde köye park edip otele doğru yürümeye başladık. Resmen birbirimizi görmüyoruz desek yeridir. Biraz tırsarak biraz goy goy yaparak otele kadar gelmeyi başardık. Tabi derin bir oh çekmedik değil.

Gece kuşların kanat seslerini dinleyerek uyuduktan sonra sabah angaryası lastik değiştirme merasimi için arabanın yanına gittik. Bugün çok yoğun olacağız arabanın sağlam kalması şart. Cennet Koyu, Kelebekler Vadisi, Kabak Koyu vs Likya yolu üzerinde ne kadar doğa güzelliği varsa hepsine tepeden bir bakmak istiyoruz. Şöyle söyleyelim en heyecanlı, en maceralı ve en keyif aldığımız yollardan biriydi. Artık nerede duracağımızı şaşırdık.

Bu arada ikimizin de bu hayatta en zevk aldığımız şeylerden birisi de ağacından dut yemektir. Yolda en 4-5 kere dut ağacına denk geldik. Abartmak gibi olmasın ama az kalsın ağacı da yiycez diye korkmadık değil. O nasıl bir lezzetti öyle tadı hala damağımızda. Likya yolu üzerindeki fotoğraf noktaları başlı başına bir macera. Sürekli bir kaya üzerine tırmanma var ama en önemlisi o kayalara ulaşmak için dikenlerin arasından geçme macerası var. Gitti güzelim bacaklarımız her yerimiz yara bere içinde. Bu yolları yürüyerek yüzlerce kilometre geçenleri düşününce onlara ayrı bir saygı duymamak mümkün değil.

Fethiye’de Gezilecek Yerler : Yediburunlar’da konakladığımız önce buraya yakın noktaları yazma gereği duyuyoruz. Bu noktada yazacağımız yerler Likya parkularının bir kısmıdır. Yediburunlar Lighthouse’da kalmasanız bile buraya gelip manzaraya karşı kısa yürüyüşler gerçekleştirebilirsiniz. Likya yollarının çok az parkurunu görme şansımız oldu ama bu manzaranın üzerine daha güzel parkur olabileceğinizi düşünemiyoruz. Yediburunlar’dan araçla Karaağaç Köyünde bulunan Alınca bölgesine gidebilirsiniz. Alınca’da ayağınızın altına alacağınız koy manzaraları Yediburunlar’a nazaran daha yakındır. Buradan Ölüdeniz’e doğru devam ederseniz koy üzerine Kabak Koyu, Faralya Köy’ündeki Kelebekler Vadisi ve Ölüdeniz’in içine varmadan önce Ovacık Mevkine girip Likya Yolu Başlangıç tabelasının sağından devam edip Ölüdeniz’in müthiş manzarası eşliğinde gün batımıyla günü tamamlayabilirsiniz. Belirtmekte fayda var. Araçla Kabak Koyuna giriş bulunuyor. Ama Kelebekler Vadisine kesinlikle araçla gidilmediğini bilmenizi isteriz.

Fethiye’nin gezilecek diğer yerleri Kayaköy ve devamındaki Gemiler Koyu’dur. Ve en önemli aktivitesi tabi olmazsa olmaz Babadağ zirvesinden gerçekleştirilen yamaç paraşütüdür.

Marmaris

Yediburunlar’dan ayrıldıktan sonraki noktamız Marmaris’in en popüler köylerinden biri olan Selimiye köyü. Burayı yıllar önce  keşfetmemiz de bizim için çok ayrı bir anı idi. İlk geldiğimizde buraya öyle bir içimiz ısınmıştı ki hiç terk etmek istememiştik. Paprika’da tatlı yemek mi dersiniz, çiftlik koyunda denize girmek mi yoksa bayır köyünde Çınar altında köylüler mi sohbet etmek mi? Hepsi ayrı bir zevkti ve Selimiye’den ayrılasımız gelmemişti, uzattıkça uzatmıştık. Bu sefer bizim için daha da bir keyifli olacaktı. Selimiye’nin locası olarak biline Loca Butik Otel’de unutulmaz iki gün geçirecektik. Selimiye’ye sonsuzluk havuzundan bakmak ne demek bilir misiniz? Bilmiyorsanız üzülmeyin biz de bilmiyorduk öğrendik 🙂

Selimiye lokasyon olarak sizlere bir sürü gezi imkanları soruyor. Turgut Şelalesi, Kız Kumu, Çiftlik Koyu, hemen sırayla Söğüt Köyü ve Bozburun. Vakit harcamak için çok seçeceğiniz var. Biz bu seçeneklerin hiçbirinden eksik kalmadık. Buraları gezerken de yol üzerinde gördüğünüz koylarda isterseniz denizin keyfini çıkartın isterseniz manzaraya bakıp hayallere dalın.

Seyahatimizin sonuna gelirken güzel bir final yapalım istemiştik.  İzmir’den Çeşme’ye geçeceğiz ve hazır shengen vizelerimiz bitmemişken Sakız Adasına gidecektik. Biz heyecanla yola koyulduk ama direk gitme işi biraz yalan oldu. Biz ne zaman yolda olsak eksik olmasınlar takipçilerimiz bizi yalnız bırakmazlar mutlaka bir yerlere davet ederler. Biz de elimizden geldiğince davetlere icabet ederiz. Bu sefer yolda yine çıkarak önce Bodrum sonra da gece Milas Güllük’te konaklama yaparak planımızı bir gün daha ötelemeyi başardık. Bak şimdi yazarken unutmuşuz. Ne bir günü! Bir gün de Çeşme’de kaldık 🙂 Etti mi iki gün. Olsun yollardaki dostlukların, beraber geçirilen zamanların yeri çok ayrı, her şeyden daha değerli.

En sonunda Sakız Adasına gitmeyi başardık. Onu ayrı bir makale yazdığımız için buraya eklemiyoruz. O kadar çok yerden geçmişiz ki şöyle bir geriye bakınca zaman ne çabuk geçmiş diyoruz.  Zaman zaman çok yorulduğumuz ama bir o kadar da eğlenip anılar biriktirdiğimiz yolculuğumuz şimdilik sona erdi. Tabi ki bu son yeni bir başlangıç oluyor. Yepyeni rotalarda görüşmek üzere sevgiyle kalın.

Summary
Article Name
EGE AKDENİZ TURU ROTASI
Description
Ege Akdeniz turu rotamızda sizlere en güzel tatil planı nasıl yapılır onu çıkardık. Antalya, Kaş, Fethiye, Marmaris rotası

Karayiplerde bir ada ülkesi olan Küba'ya sık sık turlar düzenlenmektedir. Küba Turu

You May Also Like

Leave a Reply